İstanbul

Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi

Yayın tarihi: Kelime sayısı: 1442

Botanik ile başlayıp ardından botanik bahçesinin ne olduğu ile devam etmiş ve Atatürk Arboretumu ile Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi gezileri ile konuyu genişletmiştim. Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi‘ni ise çok zamandır aklımda olmasına ve hatta bulunduğu noktada pek çok farklı yazı çerçevesinde bulunmuş olmama rağmen bir türlü ziyaret edememiştim. Gerçi, Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi’nin ziyarete açık olduğu saatlere denk gelememiş olduğum için hala pek değişen bir şey de olmadı! Bu nedenle, ilk fırsatta bahçenin iç bölümüne dair güncellemeyi de bu yazıya dahil edeceğim.

Fatih Belediyesi‘nin CHP‘li Meclis Üyesi Fazıl Uğur Soylu‘nun BİMER‘e (Başkanlık sistemiyle birlikte BİMER CİMER olarak devam etmektedir) yaptığı başvuru, Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi‘nin 2015 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı‘na tahsis edildiğini ortaya çıkartmıştı1. Pek çok çevre topluluğu ve inisiyatif tarafından paylaşılan bu haber neticesinde 2013’te Diyanet İşleri Başkanlığı’nın botanik bahçesini talep ettiği gibi ek bilgiler de gün yüzüne çıktı. Dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet‘in bu talebi doğrulaması üzerine kaygılanan botanikçiler “Bitkilerin taşınacakları ortama uyum sağlamaları çok zor. Botanik bahçeleri savaşta bile bombalanmazken bahçenin bu şekilde zarar görmesi düşünülemez” açıklamasında bulunmuştu. Unutmadan, şunu eklemekte fayda var; İstanbul Üniversitesi Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, 1995 yılında sit alan ilan edilerek koruma altına alınmış, bahçe bünyesindeki bitkiler yerinde korunması gerekli tabiat varlıkları olarak tescillenmişti. Peki, bu bahçeyi değerli kılan sadece barındırdığı bitkiler mi? Hayır.

Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi

İ.Ü. Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi Uluslararası Botanik Bahçeleri (BGCI)’ne kayıtlı botanik bahçeleri arasında yer alıyor.

İ.Ü. Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, Atatürk’ün emriyle Türkiye’ye çağrılan Prof. Albert Malche‘ın verdiği rapor ve çağdaş anlamda bir üniversite oluşturmayı amaçlayan 2252 sayılı İstanbul darülfünununun ilgasına ve Maarif vekâletince yeni bir Üniversite kurulmasına dair kanun ile birlikte 1933 yılındaki çalışmalardan biri olarak davet edilen ünlü botanikçiler Prof. Dr. Alfred Heilbronn (Fen Fakültesi Farmabotanik ve Genetik Enstitüsü direktörü sıfatıyla) tarafından İstanbul Üniversitesi Nebatat Bahçesi adıyla 1935 yılında kurulmuştur2. Bu anlamda Cumhuriyet’in ilk ve Türkiye’nin en eski botanik bahçesi olma özelliğine sahiptir.

Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi öncesinde de modern anlamda örnek gösterilebilecek botanik bahçeleri olmuş olsa da taşınma, tahliye ve yangın gibi nedenlerden dolayı uzun ömürlü olamamışlardır. Modern anlamdaki ilk botanik bahçesi, tıbbiyenin hizmetinde 1839 yılında kurulan ve 1848 yılında Beyoğlu’nda çıkan yangınla birlikte tıbbiye binasıyla beraber yok olan Galatasaray Botanik Bahçesi olarak aktarılmaktadır3.

Maarif vekilliği 1 ağustos 1933 tarihinden itibaren İstanbulda (İstanbul üniversitesi) adı ile yeni bir müessese kurmağa memurdur. Maarif vekâleti bu Üniversitenin teşkilâtına ait kanun lâyihasını en geç 1 nisan 1934 tarihine kadar Büyük Millet Meclisine tevdi eyler.

Bu dönem içerisinde İstanbul Üniversitesi’ne bağlı bir botanik bahçesi kurulması fikri Prof. Dr. Heilbronn’a aittir ve bahçenin kuruluş, düzenleme ve geliştirme çalışmalarında Heilbronn’a Prof. Dr. Leo Brauner ve Alman bahçe uzmanı W. Stephan destek vermişlerdir. ahçenin hizmete açılasının ardından bu üç bilim insanı ayrıca 1935 yılında İstanbul Üniversitesi Nebatat Bahçesi’nin Tohum Kataloğu‘nu yayınlamışlardır. 12 Aralık 2003 günü düzenlenen Prof. Heilbronn’u anma töreninde alınan kararla, Alfred Heilbronn’a saygı göstermek maksasıyla bahçenin adı “İstanbul Üniversitesi, Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi” olarak değiştirilmiştir4.

17 dönümlük bir alan üzerine kurulan, ağaç, çalı, otsu, tropik ve subtropik toplam 5 bin adet bitkinin, 23 adet havuzun, 430 metrekare taş bahçenin bulunduğu Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi bitki çeşitliliği ve Türkiye’nin en eski botanik bahçesi olması sebebiyle yurt içi ve yurt dışında oldukça saygın bir konuma sahiptir. İstanbul Bahçeleri tarafından paylaşına tweet akışını da ayrıca okumanızı öneririm.

400 botanik bahçesi ile tohum alış-verişi yapan, bahçe ve seralarında her yıl binlerce öğrencinin eğitim ve öğretimine katkı sunan5 böylesi değerli bir çalışmanın 2015 yılında sessiz sedasız İstanbul Müftülüğü’ne devredilmesi akıl alabilir bir konu değildir. Gerekçe ise Osmanlı döneminde bu alanda Şeyhülislamlık’ın bulunması. Dönemin Bahçe Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Erdal Üzen‘in konuya dair açıklaması şöyle1:

Bahçemizde kaybolan türleri bir arada tutmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 11 bine yakın bitki türünün 4 bini bahçemizde bulunuyor. Şu an Hakkari’de artık olmayan bir bitki zamanında hocalarımız tarafından bahçemize dikildiği için burada yaşamını sürdürmekte. Botanik bahçesi olarak kaybolmaya yüz olan bitkileri korumak zorundayız. Bu bitkilerin başka yere taşınması çok zor. Çünkü bu bitkilerin taşınacakları ortama adapte olmaları mümkün değil.

Fazıl Uğur Soylu’nun yönelttiği soru ve açıklamalar ise şöyle1:

Bahçede, Uluslararası Botanik Bahçeleri’ne kayıtlı dokuz adet sera ve yaşayan fosil bitkileri var. Bahçede Türkiye’nin ilk Herbaryum’u ve 40 bine yakın bitki kayıtları mevcut. Bahçe bugününe kadar doğadan zor şartlarla toplanan bitkilerden oluşmakta ve öğrenciler için uygulama alanı olarak hizmet vermektedir. Bu bitkilerin taşınması ve tekrardan tutmasının para olsa da pek mümkün olmadığı bilinmektedir. Müftülük 14.878.00 m2‘lik bu dev araziyi hangi amaçla kullanacak? (…) Atatürk’ün kurdurduğu, Cumhuriyetimizin en eski botanik bahçesi Şeyhülislamlık mı olacak?

Bugün öğlen vakti yola düşüp Ord. Prof. Dr. Cemil Birsel Caddesi üzerinden İstanbul Müftülüğü‘ne doğru ilerledik. Alanın girişinde, bahçenin kapalı ve sadece hafta içi 09.00-16.30 saatleri arasında ziyaret edilebileceğini öğrendik. Bahçenin dış alanında da çeşitli bitkiler yer almakta. Biz de bu alanı biraz gezip, yeşil alanın kısa bir süre de olsa keyfini çıkardık. Bu alanın pek bakımlı olduğunu söylemek güç. Verilen tahliye kararını engelleyecek en önemli etken elbette ziyaret yoğunluğu ve başta İstanbul kent sakinleri olmak üzere yurttaşların baskısı. Bu sebeple ziyaret saatlerinin dahi düzenlenmesi sağlanabilir. En can sıkıcı ihtimalin söz konusu olması durumunda ise umarım konunun uzmanlarının uygun gördüğü şartlar etrafında mekan ve tahliye işlemi gerçekleştirilir.

İlk fırsatta hafta içi uygun saatlerde bahçeyi ayrıca ziyaret edip bilgileri güncelleyeceğim.

Kaynakça nedir?
  1. Tarihi bahçede taşınma endişesi (06.05.2013), Milliyet, milliyet.com.tr/tarihi-bahcede-tasinma-endisesi/gundem/detay/1704016/default.htm Son Erişim: 04.08.2018
    Botanik Bahçesi Önce Müftülüğe Verildi, Şimdi İlaçlanıyor; Ziyarete Kapalı (19.07.2018), bianet.org, bianet.org/bianet/ekoloji/199336-botanik-bahcesi-once-muftuluge-verildi-simdi-ilaclaniyor-ziyarete-kapali Son Erişim: 04.08.2018
    İstanbul Üniversitesi Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi’ni Keşfedelim, Tanıyalım! (30.07.2018), İstanbul Kent Savunması, facebook.com/1377667612521694/posts/2149786465309801/ Son Erişim: 04.08.2018
    Raife Polat, Köhne Güzel: Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi (2018), manifold.press/kohne-guzel-alfred-heilbronn-botanik-bahcesi Son Erişim: 04.08.2018
  2. Madde II, İstanbul darülfünununun ilgasına ve Maarif vekâletince yeni bir Üniversite kurulmasına dair kanun Son Erişim: 04.08.2018
    Atatürk’ün Liderliğinde Üniversite Reformu: Yükseköğretim ve Bilim Tarihimizde Dönüm Noktası (Ali Rıza Erdem, BELGİ, Sayı 4, Yaz 2012/II), dergipark.gov.tr/download/article-file/417283 Son Erişim: 04.08.2018
    Atatürk ve Üniversite Reformu (1933), higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1519 Son Erişim: 04.08.2018
  3. Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, İstanbul Üniversitesi, Müze ve Kültür Miraslarının Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, muzeyum.istanbul.edu.tr/?page_id=6642 Son Erişim: 04.08.2018
    Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi (2018), İstanbul Bahçeleri, twitter.com/Bahceistanbul/status/1013543648259026944 Son Erişim: 04.08.2018
  4. Ersin Kalkan, İstanbul Lalesi 150 yıl sonra geri dönüyor (2005), Hürriyet Kelebek, www.hurriyet.com.tr/kelebek/istanbul-lalesi-150-yil-sonra-geri-donuyor-314117 Son Erişim: 04.08.2018
Hey! Bir dakika!

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?


Kayıt Ol!

Etiketler

Yorumlar

Yazıyla ilgili düzenleme gönder!

Neden Yoldan Çıktım?

Neden Yoldan Çıktım?
Ekoyurttaş. Yazar, çizer, yürür-gezer, bisikletle ulaşır. Daha az tüketmenin, tüketmekten çok üretmenin, dönüştürmenin yollarını arar, paylaşır.

Sonraki Yazı

Aktüel

Kitap: Freud'la Bir Fincan Kahve

Kahvenin benim için özel bir yere sahip olduğundan kimi yazılarda bahsetmiştim. Diğer yandan sürekli yanımda bulundurduğum aeropress mola...

Önerilen Yazılar