Aktüel

Biyoçeşitlilik (Biyolojik Çeşitlilik) Nedir?

Yayın tarihi: Kelime sayısı: 2071

Şehirlerde yaşamanın olumsuzluklarından biri, şehirlerin insanları içerisinde bulundukları asıl ortamdan soyutlamaları ve bir yabancılaşma durumuna neden olmaları. Marketler, şehirlerin kendi dinamiklerinden korunaklı hale getirilen alanları, atıkların hızlı bir şekilde göz önünden kaldırılmasının yarattığı sorumsuzluk, nedensellik ve üretim gereksinimleriyle orantısız tüketim ve daha pek çok çerçeve içerisinde değerlendirilmeler yapılabilir. Tüm bu ölçüsüz ve kendi kendini var eden yaşam ve hareket alanının içerisindeki eylemlerin de sonucu olarak canlıların yaşam alanları ve şartlarında değişiklikler oluşmakta. İnsan bu değişimlere kolaylıkla adapte olabilirken -genel kanı bu yönde olsa da araştırmalar aksini göstermekte- diğer canlılar ya yok olmakta ya da yok olmanın eşiğine gelmekte. Kırlangıçların uçuşuna, leyleklerin göçüne, kelebeklerin konuşuna, arıların vızıldayışlarına hayranlık duyan bir kent sakininin diğer yandan sorumsuzca çöp/atık üretmesi, sömürü endüstrilerini desteklemesi, konfor gereksinimlerini ekolojik ilişkilerden önce tutuyor olması ne büyük bir tezattır.

Peki, parçası olduğumuz, olumlu/olumsuz etkilerimizle ilişkili olan bu biyoçeşitlilik ifadesi tam olarak ne anlama gelmektedir?

Biyoçeşitlilik Nedir?

Biyoçeşitlilik (biyolojik çeşitlilik ve/ya canlı çeşitliliği), canlılar arasındaki farklılıkları, çeşitliliği ve birbirleriyle olan ilişkileri ifade eder. Bu tanımın belirttiği çeşitlilik (ekosistem, tür ve gen çeşitliliği) yaşam için uygun şartların oluştuğu alanlar (kara, deniz vb.) ve canlılar (bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar) arasındaki ilişkiyi ve zenginliği temel alır. Özetle, biyoçeşitlilik bir yaşam alanındaki gen, tür ve ekosistemlerin bir bütün olarak tanımlanması olarak ifade edilebillir. Elbette bu çeşitlilik bazı coğrafik, antropolojik ve biyolojik etkenlere göre şekillenmektedir. Bu nedenle hayatı ve canlı türleri arasındaki etkileşimi anlamak adına oldukça önemli bir kaynaktır.

Diğer tüm canlılar için de çeşitlilik içerisindeki etkileşimin gücü -özellikşe hepçil (omnivor ya da hepobur) olan Homo sapiens için temel ihtiyaçlarının karşılanmasında durum daha önemlidir- yine çeşitliliğin kendisinden gelmektedir. Diğer bir deyişle, bir türün yaşadığı bölgeyle olan biyolojik ilişkisi (olumlu/olumsuz) o bölgenin de biyolojik zenginliğini de belirler ve bu zenginlik ilgili türün de yaşamı üzerinde etkilidir. Görüldüğü üzere tek taraflı olmayan bir ilişkiler bütünü söz konusudur. Dolayısıyla, daha da geniş bir söylem çerçevesinde, günümüz toplum yapısı nezdinde, biyolojik çeşitlilik bir ülkenin de biyolojik zenginliği olarak ifade edilebilir. Doğal süreçler ve insanın bilinsiz tüketiminin oluşturduğu yıkım neticesinde giderek azalan canlı kaynakları, kirlenen toprak ve su kaynakları dikkate alındığında ülkelerin sahip oldukları biyolojik çeşitlilik kritik bir önem taşımaktadır. Elbette bu durumu yine daha temel düzeyde, türlerin devamlılığını sağlayabilmeleri parçası oldukları etkileşimler ağı üzerinden değerlendirmek önemlidir. Politik olarak çevre kirliliğine karşı sürdürülebilirlik vurgusu yapmak ile bir canlı türü olarak kendi türünün devamlılığını sağlayabilmek için adım atmak pratikte aynı karşılığa sahip değildir.

O halde biyoçeşitliliğin bileşenlerini (ekolojik, tür, gen) biraz daha detaylandıralım.

Ekosistem ve Ekolojik Çeşitlilik

Ekosistem, belirli bir çevre içerisinde bulunan canlılar (bitki, hayvan, mantar ve mikroorganizma toplulukları) ile bu çevrenin karşılıklı etkleşimleri/ilişkileri ile meydana gelen ve devamlılık arz eden ekolojik sistemler olarak ifade edilebilir. Bu sistemlerde, besin ağı ile canlılar birbirleri ve fiziksel çevreleri ile ilişkilidirler. Bu karşılıklı ve dinamik ilişki ekosistemin temelidir ve atmosferdeki CO2‘in soğurulması, karbon emilimi, erozyonun önlenmesi gibi dolaylı yararlarının yanı sıra, besin, barınma, üretim gibi doğrudan yararlar da sağlamaktadır. İnsan bu ilişki içerisindeki elemanlardan sadece biridir ve kendine atfettiği kontol edici rolü bir yanılsamadan ibarettir.

Tür Çeşitliliği

Canlı organizmaların (bitki, hayvan, mantar ve mikroorganizma toplulukları) çeşitliliğini ifade eder. Araştırmaları çerçevesinde 2 milyon ile 10 trilyon arasında tür olduğu ve 1.6 milyon civarında türün kayıt altına alınabildiği belirtilmektedir.

Peki, en büyük çeşitlilik hangi organizmalara aittir?

Araştırmalar gösteriyor ki yeryüzündeki en büyük çeşitliliği böcekler ve mikroorganizmalar göstermektedir. Günümüze değin gerçekleştirilen araştırmaların yoğunlukla kara üzerine odaklanmış olması elbette keşifleri belirli alanlara yoğunlaştırmıştır. Ancak su, su altı ve yeraltı araştırmaları neticesinde pek çok yeni bulguya ulaşılmakta ve bu bulgular ışığında ekosistemler arasındaki ilişkiler ve etkiler de netlik kazanmaktadır. Çünkü, tür çeşitliliği bir bölgedeki türlerin sayısı (yaşam ortamları da değerlendirilerek) ve türler arasındaki ilişkiler dikkate alınarak ölçülmektedir.

Genetik Çeşitlilik

Bir tür popülasyonu içerisindeki ve türün ayrı popülasyonları arasındaki genetik varyasyonları ifade eder. Bu varyasyonlar DNA’yı oluşturan dört baz çiftinin diziliş sayısı ve diziliş sırasına göre meydana gelir, gen ve kromozom mutasyonları ile çeşitlenir.

Biyoçeşitliliğin Azalmasına Neden Olan Etkenler

Türlerin devamlılığını etkileyen doğal ve doğal olmayan pek çok neden söz konusudur. Örneğin, yeryüzünde yaşayan 7.4 milyardan fazla insan olduğu düşünülmektedir ve bu sayı yeryüzünde yaşayan bütün canlıların yüzde 0.01’ine denk düşmektedir, diğer yandan bu kadar küçük bir yere sahip canlı türünün ortaya çıktığı ilk günden bu yana gezegendeki vahi hayvanların yüzde 83’ünün, bitkilerin ise yarısının yok olmasına neden olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Elbette bu durumu doğrudan bir nedene atfetmek güç olacaktır, çünkü ormanların yok edilmesinden ortaya çıkan atıklara, besin tüketiminden avlanmaya çok geniş bir çerçevede insanın etkileri söz konusu olmaktadır. Bu başlıklara kısaca değinmek gerekirse;

Çevre Kirliliği

Çevre kirliliği dediğimizde genel olarak hava, su, toprak, gürültü ve görüntü kirliliklerini de ifade etmiş oluruz. Bu anlamda, yaşamsal kaynaklarla olan ilişkisi nedeniyle üstesinden gelinmesi oldukça zor bir sorun olarak nitelendirilebilir. Çevre kirliliği içerisinde pek çok kirliliğin yoğunluğu azaltılabilse de kimyasal atıklar nedeniyle (örneğin pestisitler) ortaya çıkan kirliliğe dair izleri takip etmek doğrudan mümkün olmamaktadır.

Çölleşme

Bugünün önemli sorunlarından biri de kurak, yarı kurak ve yarı nemli alanlardaki arazi bozunumudur. Düzensiz otlatma, monokültür tarım, ormancılık, iklim değişiklikleri ve bunların bir kaçının bir arada gerçekleşmesi nedeniyle değerli topraklar telafisi mümkün olmayacak şekilde tahrip olmaktadır. Bu tahribat neticesinde yağmur rejiminin değişmesine, toprağın verimsizleşmesine ve bitki örtüsünün gerilemesine neden olur.

Doğal Yaşam Alanlarının Tahribi

Bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarının (habitat) bozulması nedeniyle pek çok canlı türü ya farklı yerlere hareket etmekte ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. IUCN Red listesine göre, listede yer alan türlerin büyük çoğunluğu habitatlardaki olumsuz değişimlerden (bozulma ve bölünme gibi) etkilenen canlılardır. Bir popülasyonun yoğunluğunu kaybetmesi (küçük alt popülasyonlara dönüşme gibi) başka bir türün baskın olması anlamına gelebilir ve bu durum yaşam alanlarında türler arası rekabete, beslenme ve barınma sorunlarına neden olabilir. Önemli derecede bir küçülme türlerin hayatlarını idame ettirememeleriyle sonuçlanabilir.

Ormanların Yok Olması

FAO tarafından açıklanan 2015 yılı verilerine göre son 25 yılda 129 milyon hektar orman yok olmuş durumda. Bu duruma ek olarak her dakika onlarca futbol sahası büyüklüğünde orman da yok edilmekte. Bu yok oluşun pek çok nedeni var elbette. Ancak bütük çoğunluğu ortaya çıkan yangınlar neticesinde gerçekleşmekte. Yangıların nedenlerine dair yapılan incelemeler, yangınların büyük çoğunluğunun insan faaliyetleriyle ilişkili olduğunu göstermekte.

Ormanların yok olmasının bir diğer nedeni ise keresetcilik. Tarım alanlarının açılması, sanayi ve endüstri gereksinimlerinin karşılanması, sulama ve yol çalışmalarının etkileri, madenler, şehirleşme gibi nedenlerle de pek çok ormanlık alan tahrip edilmekte.

Nüfus Artışı

2018 yılı itibariyle dünya nüfusunun 7.6 milyarı geçtiği belirtilmekte. Mega şehirler her gün daha da genişlemekte, sağlıklı gıdaya ve suya ulaşmak daha da zorlaşmakta, barınma ihtiyacı nedeniyle daha fazla kaynak ve doğal alan tahribatı oluşmaktadır. Nüfus artış yoğunluğu yıllar itibariyle azalma eğilimi gösterse de doğal ve sağlıklı kaynaklara erişibilen insan sayısı da bir o oranda azalmaktadır. Diğer yandan monokültür ve ormanlık alanların tahribatı uzun vadede kaynakların yinelenme yeteneklerini de olumsuz etkilemektedir.

Yasadışı Avlanma ve Ticaret

Hayvanların ve bitkilerin uluslararası ticaretinin yapılması pek çok yasal sınır içerisinde kontrol edilse de yasadışı bir şekilde gerçekleştirilen bitki ve hayvan ticaretinin de korkunç boyutlara ulaştığı görülmektedir. Bu yasal olmayan ticaret nedeniyle pek çok hayvan öldürülmekte, bitkiler doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi nedeniyle yok olmaktadır. Ekolojik dengeye olan bu müdahaleler diğer türlerin de yaşam alanlarını olumsuz bir şekilde etkilediği için önüne geçilmez bir yıkım ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak, doğrudan ya da dolaylı olarak insan hem kendi türü hem de diğer canlı türleri için geri dönüşü olmayan bir yıkıma neden olmaktadır. Her yıl yinelenen doğa katliamına dair yaptırımların artırılması ve denetlenmesi çağrıları pek çok ülke nezdinde duyulmazlıktan gelinmekte, araştırmalar ve belgeler kamuoyundan gizlenmektedir. Barajlar, kimyasal atıklar, madenler, yollar, yaşam alanları, tarım alanları ve koruma alanlarının özel izinlerle işletmelere açılması gibi pek çok nedenle bir çok tür ya yok olmakta ya da yok olmanın eşiğine gelmektedir. Bu nedenle, biliçli canlılar olarak eylemimizin sonuçları düşünerek hareket etmemizin bir zorunluluk olduğunu unutmamalıyız.

Kaynakça nedir?
  1. Chris Mooney, The Washington Post, In the last 25 years, the world lost a forested area the size of South Africa (2015) Son Erişim: 31 Mayıs 2018
  2. Worldometers, Current World Population, worldometers.info/world-population/ Son Erişim: 31 Mayıs 2018
  3. Çağrı Mert Bakırcı, Evrim Ağacı, Türleşme – 1: Tür Nedir? Tür Tanımları Üzerine… (2011), evrimagaci.org/article/tr/turlesme-1-tur-nedir-tur-tanimlari-uzerine Son Erişim: 31 Mayıs 2018

    Çağrı Mert Bakırcı, Evrim Ağacı, Türleşme – 2: Türleşme Nedir? Farklı Türler Nasıl Oluşur? Allopatrik Türleşme Ne Demektir? (2011), evrimagaci.org/article/tr/turlesme-2-turlesme-nedir-farkli-turler-nasil-olusur-allopatrik-turlesme-ne-demektir Son Erişim: 31 Mayıs 2018

    Çağrı Mert Bakırcı, Evrim Ağacı, Varyasyonlar (Çeşitlilik), Modifikasyonlar, Adaptasyonlar, Seçilim ve Evrim İlişkisi Üzerine… (2011), evrimagaci.org/article/tr/varyasyonlar-cesitlilik-modifikasyonlar-adaptasyonlar-secilim Son Erişim: 31 Mayıs 2018

  4. Biyologlar.com, Biyoçeşitliliğin Azalması (Türlerin Kaybı), biyologlar.com/biyocesitliligin-azalmasi-turlerin-kaybi Son Erişim: 31 Mayıs 2018
Hey! Bir dakika!

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?


Kayıt Ol!

Etiketler

Yorumlar

Yazıyla ilgili düzenleme gönder!

Neden Yoldan Çıktım?

Neden Yoldan Çıktım?
Ekoyurttaş. Yazar, çizer, yürür-gezer, bisikletle ulaşır. Daha az tüketmenin, tüketmekten çok üretmenin, dönüştürmenin yollarını arar, paylaşır.

Sonraki Yazı

Bisiklet

Brompton Katlanır Bisiklet Parçaları ve Aksesuarları

Geçtiğimiz haftalar içerisinde Brompton katlanır bisiklet ile ilgili temel bir giriş yazısı yayınlamıştım. Önümüzdeki süreçte,...

Önerilen Yazılar