İstanbul

Taksim’den Baltalimanı Japon Bahçesi’ne

Yayın tarihi: Kelime sayısı: 2497

İstanbul‘a dair yürüyüş rotalarından İki Deniz Arası kültür rotasını bitirmiş, rotaya dair notlarımı da paylaşmıştım. Sırada, özellikle hafta sonu değerlendirebileceğiniz, içeriğinde şahane mekanların, kent içerisinde, aktif sınırlarda gün geçtikçe azalan yeşil alanları doyasıya adımlayabileceğiniz, bir bölümünde de denize nazır kahvenizi yudumlayabileceğiniz Taksim Meydanı, Beyoğlu’ndan başlayan ve Emirgan Mahallesi, Baltalimanı Japon Bahçesi, Sarıyer’de biten bir rota var. Yazının sonunda GPS kaydına ek olarak, rotaya dair Locus Map üzerinden derlenen bilgileri de paylaştım.

Rotanın başlangıcı olarak Gezi Parkı‘ndan başka bir nokta düşünemezdim elbette. Kent hafızası içerisindeki çok önemli bir yeri bulunan, yeşile, özgürlüğe, sorgulama ve dayanışmaya dair sahip olduğu sembolik anlamla benim için çok ayrı bir yeri olan Gezi Parkı’ndan başlayarak yüksek binalar arasına sıkışmış, sokaklarında kendi hikayelerini barındıran gece kondulara, tarihin içerisinde önemli yeri olan alanlardan bir kenara itilmiş surlara aynı gün içerisinde bir çok seyirlik geçişi barındıran rotadan umarım zevk alır ve kendi çevrenizle de paylaşırsınız. Her geçen gün santim santim talan edilen yeşilin ve tarihin bir gün tamamen karlılık hedefleri içerisinde sembolik kelimeler olacağı gün gibi ortada. Hal böyleyken, en azından süreci biraz yavaşlatabilmek, varlıkların tadını çıkarabilmek için sahip olduğumuz kadarın kıymetini paylaşmalı ve mümkün olduğu kadar geleceğe aktarmalıyız.

Taksim’den Baltalimanı Japon Bahçesi’ne…

Sabah, güneşin doğuşuyla birlikte Taksim Meydanı ve oradan da Gezi Parkı’na doğru ilerliyorum. Rota içerisinde yer alan artizan ekmek mekanlarından yiyeceklerimi ve kahve mekanlarından leziz kahvemi alıp, güzel günün tadını çıkara çıkara Emirgan’a kadar ulaşmak için başlıyorum yürümeye.

Taksim Meydanı yine her zamanki gibi kaotik ve beton örme. Fotoğrafların çoğunda göreceğiniz üzere her noktada sürekli bir şantiye görüntüsü söz konusu. Resmin bütününe baktığınızda, sanırım bu söylemi İstanbul’un geneli için de kullanabiliriz. Fotoğraflarda bu defa herhangi bir estetik endişe taşımadan paylaşmaya özellikle özen gösterdim. Bu kararın nedeni, yeşilin ve mavinin varlıklarının başlı başına bir değer değil, betonlar arasında sıkışmış “şeyler” olarak görünüyor olması. Ağaçların kaldırım süsleri, çimenlerin sıklıkla yinelenen bir hizmet, mavinin potansiyel beton alanlar olarak görüldüğü bir şehirde artık güzel olanı yakalayabilmek için ekstra çaba sarf etmek gerekiyor.

Gezi Parkı

Taksim Gezisi olarak da bilinen bu yeşil alan, İstanbul’un Cumhuriyet döneminde yapılan ilk parkı olmasının yanı sıra merkezi bir konumda olması dolayısıyla da oldukça değerli bir alan olma niteliği taşımakta. Meydandan parka giriş yapıp Mete Caddesi üzerinden İstanbul Teknik Üniversitesi İTÜ Mimarlık Fakültesi, Taşkışla Caddesi ve buradan da parka giriş yapabilir ya da dilerseniz Maçka-Taşkışla Teleferik ile de ulaşım sağlayabilirsiniz. Yürüyerek geçmeniz durumunda Marça Park İçi Yolu, Şişli Belediyesi Evlendirme Dairesi ve Kadırgalar Caddesi üzerinden yayaların geçmesini sağlayan köprü ile parkın ana bölümüne ulaşabilirsiniz. Bir çok giriş ve çıkışı bulunan, bölgedeki en geniş yeşil alan olma özelliğine sahip Maçka Parkı içerisinde uzun uzun gezebilir, sizin için uygun olan çıkıştan rotaya devam edebilirsiniz.

Maçka Parkı

Dolmabahçe, Maçka, Nişantaşı ve Harbiye arasındaki geniş bir alanda bulunan Maçka Demokrasi Parkı bitki örtüsü bakımından oldukça zengin parklar arasında yer almakta. Park sınırları içerisinde bulunan Ihlamur, Kavak, Gürgen, Kestane, Meşe, Akasya, Çınar, Şimşir, Kızılağaç, Ceviz ve Dışbudak ağaçlarının dışında daha yüzlerce çeşit bitkiye rastlamak mümkün. Özellikle yaz aylarında, neredeyse her gün ve günün her saatinde doğanın tadını çıkarmak için uğrayan birilerini görmenin mümkün olduğu parkın içerisindeki yapay havuz ve çocuk oyun alanları da mevcut. Park içerisinden geçen rota yine teleferikle geçişlerde de varış noktası olan merdivenlerden devam ederek İTÜ Maçka Kampüsü ve Maçka Caddesi üzerinden Milli Reasürans Çarşısı, Nişantaşı ve ara sokaklardan devam ediyor.

Rota içerisinde yer alan ve hafta sonu gezisi için önerdiğim mekanlardan Kantin, rota üzerinde yer alan Milli Reasürans Çarşısı, Nişantaşı içerisinde yer almakta. Yol boyunca ihtiyaç duyabileceğiniz atıştırmalıklar ve leziz ekşi ekmekler için çarşı içerisinde Kantin Dükkan ve Kantin Lokanta & Bar olmak üzere markaya ait iki mekan bulunuyor. Atıştırmalıkları Kantin Dükkan’dan temin ederek rotaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Maçka Caddesi’nden Hüsrev Gerede Caddesi’ne ve oradan da Teşvikiye Fırın Sokak üzerinden MOC İstanbul’un yer aldığı Muradiye Bayırı Sokağı’na doğru ilerleyerek atıştırmalıklara eşlik edecek leziz kahveyi temin edebilir, dilerseniz kısa bir mola verebilirsiniz. MOC İstanbul’dan aşağı indiğinizde, Deryadali Sokak paralelinde ağaçlık bölgeyi göreceksiniz. Bu sokaklara ayrı bir gözle bakmanızı, rotanın biraz daha dışına çıkıp Nişantaşı’nın konak ve apartmanları arasında kalan, başka bir hayat barındıran Teneke Mahallesi‘nin gölgelerini seyredebilirsiniz.

Marmara Belediyeler Birliği tarafından yayınlanan İstanbul, Kent ve Medeniyet‘in 87. sayısında yer alan İstanbul’un Son 50 Yılı: Değişim ve Dönüşüm yazısından bir alıntı yapmak isterim.

Teşvikiye’nin teneke mahallesi vardı. Şu anda rezidansların yükseldiği Fulya denilen bölgeyi düşünün. Onun karşısındaki sırt yani Vali Konağı Caddesi’nin altı teneke mahallesiydi. Adı oydu: “Teneke Mahallesi”. Gerçekten çok kırık dökük gecekondulardan oluşuyordu. İnşaat artıklarından yapılarak oluşturulmuş bir şeydi. O teneke mahallesinin son kalıntısını görmek isterseniz Ihlamur Pazarı‘ndan girip Teşvikiye‘ye çıkmak üzere Deryadil yokuşuna vurduğunuzda, orada belediyenin açık pazarı, “Ihlamur Pazarı” var ya, o açık pazarın arkasına bakın. Son kalan 30-40 ev görürsünüz. Onlar İstanbul’un en eski iki tane gecekondu bölgesinden bir tanesidir. 1945’de gelmişler oraya. Başka da gecekondu yoktu İstanbul’da. Sonra yavaş yavaş 1950’lerin ortalarından itibaren böyle gecekondu, geceleyin kondu lafı çıkmaya başladı. Ben şöyle yazılar yazıldığını hatırlıyorum: “Bunlar böyle artık 1-3-5 değil fazla fazla gelmeye başladılar, ey belediye, ey valilik verin bunların eline dönüş ücretlerini, dönsünler de bu iş bitsin”. Mesela 1957’de Metin Toker’in yazdığı bu minvalde bir köşe yazısı var. Bunun mümkün olabileceği düşünülüyordu. Yani tek tek geleni yakalayacaksın, biletini vereceksin, geri yollayacaksın. Hacim henüz öyleydi.

İstanbul’un Son 50 Yılı: Değişim ve Dönüşüm

Eğer ilginizi çekerse Egemen Yılgür tarafından kaleme alınan Nişantaşı Teneke Mahallesi: Teneke Mahalle Yoksulluğundan Orta Sınıf Yerleşimine kitabını okumanızı öneririm. Ayrıca, kitap hakkında genişçe bir içeriğe de buradan ulaşabilirsiniz.

Kahveniz ve atıştırmalıklar elinizde, kent hafızasının izleri arasından ilerleyerek Beşiktaş Evlendirme Dairesi ve Beşiktaş Cumartesi Pazarı önünden Ihlamur Kasrı‘na doğru ilerleyebilirsiniz. Eğer yürüyüşü cumartesi günü yapmayı planlıyorsanız pazar alışverişinizi de aradan çıkarabilirsiniz. 2 katlı pazar alanı içerisinde neredeyse aradığınız bir çok şeyi kolaylıkla ve ekonomik bir şekilde bulmanız mümkün.

Ihlamur Kasrı

Ihlamur Kasrı, Beşiktaş, İstanbul başlıklı yazıda genişçe değindiğim Merasim ve Maiyet Köşkleri’nin yer aldığı bu yeşil alan ayrıca Geocaching için de duraklarımdan biri konumundaydı, yeri gelmişken hazineyi de kontrol etmiş oldum. Ihlamur Kasrı’ndaki kahve ve atıştırma molasının da ardından yine sayılı yeşil alanlardan biri olan Dünya Barış Parkı ve karşısındaki Azerbaycan Dostluk Parkı arasındaki ara sokaklar üzerinden Barbaros Bulvarı‘na doğru hareket edebilirsiniz.

Son günlerde, bir çok belediyenin kendi çıkarlarını gözeterek bir çok farklı amaç doğrultusunda, bölge sakinlerinini hiçe sayarak gerçekleştirdikleri olaylardan bir diğeri de ne yazıkki bu bölge için de söz konusu. Ihlamur Parkı Dayanışması facebook ve twitter hesaplarını ayrıca takip edebilir, kalan sayılı yeşil alanların korunmasına destekte bulunabilirsiniz.

Sokak arasında kalan merdivenleri çıkarak ulaşacağınız Yıldız Caddesi ve burada bulunan üst geçitten Barbaros Bulvarı’na paralel uzanan Yıldız Serencebey Parkı‘na geçebilirsiniz. Eti Park ve Yahya Kemal Beyatlı Anıtı nedeniyle Yahya Kemal Parkı olarak da isimlendirilen bu yeşil alanın diğer yanında yer alan Yıldız Caddesi’ni takip ederek Çitlenbik Sokak ve buradan da Yıldız Parkı’na ulaşmak için Çırağan Caddesi’ni takip edebilirsiniz.

Yıldız Parkı

Beşiktaş ile Ortaköy arasında, yaklaşık 45 hektarlık bir alanı barındıran Yıldız Parkı, kent içerisindeki en büyük koru olma özelliğine sahip. Bir çok tarihi kaynakta adının geçmesinin yanı sıra mitolojik karakterlerden Pan’ın Boğaziçi’ne flütünü çaldığı yerin de burası olduğu söylenmektedir. Adına ilk kez Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait kayıtlarda rastlanan Yıldız Parkı 1600’lü yılların başında “Kazancıoğlu Bahçesi” olarak anılmaktadır. 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren Lale Devri’nin zevk ve sefa ifade eden Çerağan Eğlenceleri‘nin düzenlendiği yerlerden biri olarak da anılmaktadır.

Öyküleriyle İstanbul Anıtları-2‘de bahçeye ve bahçe içerisindeki Yıldız Sarayı’na dair şöyle bir paylaşım vardır:

Beşiktaş’ta, adını taşıdığı koruluk parkın içindedir. Türk Ormanlı Saray mimarisinin en son örneğini teşkil eden yapı gruplarındandır. Tek bir yapı halinde değil, Marmara denizi sahilinden başlayarak kuzeybatıya doğru yükselerek tüm yamacı kaplayan bir bahçe ve koruluk içine yerleşmiş yapılar ve parklar bütünüdür. Saray karmaşık bir yapıya sahip olup yönetim binaları Büyük Mabeyn, Şale Köşkü, Malta Köşkü, Çadır Köşkü, Yıldız Tiyatro ve Opera Evi, Yıldız Saray Müzesi ve İmparatorluk Porselen Üretimevi’ni kapsar. Sarayın bulunduğu “Hazane-i Hassa”ya kayıtlı bu arazi Kanuni Sultan Süleyman döneminden beri padişahların av alanıydı. I. Ahmed döneminde hasbahçeler (padişah bahçeleri) arasına katılan “Civan Kapucıbaşı Bahçesi”, “Kazancıoğlu Bahçesi” adındaki bahçe ve korulukların Yıldız Sarayı arazisini de kapsadığı sanılmaktadır.

Öyküleriyle İstanbul Anıtları-2

Önerilen Yazılar

Park içerisindeki yoğun düzenleme çalışmaları içerisinde oradan oraya koşturan sincaplar ve uçsuz bucaksız görünen agaçları izleyerek saatlerce yürüyebileceğiniz bu alanın ana girişinden girip Ortaköy’e bağlanan üst çıkışından çıkarak ilerleyebilirsiniz. Ayrıca, yine alan içerisinde bulunan Malta Köşkü‘ndeki restoranda, şahane manzaraya karşı kahvaltı yaparak dinlenmeniz de mümkün.

Korudan çıkıp Palanga Caddesi üzerinden yokuş aşağı inerek Muallim Naci Caddesi’ne indikten sonra artık rota sahile paralel bir şekilde ilerlemeye başlıyor. IŞİD terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği belirtilen, şahsen 58. ve sonraki hükümetlerin de sorumlusu olduğunu düşündüğüm 2017 İstanbul gece kulübü saldırısının da izlerini barındıran özel işletmenin önünden geçeceğiniz bu sahil yürüyüşünde yine yeşil alan olarak Cemiz Topluzlu Parkı, Kuruşeçme Parkı, Bebek Parkı, İTÜ Korusu ve sur kalıntıları size eşlik ediyor olacak.

Diğer yandan, rotanın kalan bölümlerinde, İBB’nin yürüyüş ve bisiklet yolu yapılacağı iddiasıyla yığdığı malzemeler arasından da ilerleyebilirsiniz. Bebek sahilinde 8 bin 500 metrekarelik alanda dolgu alan oluşturularak gerçekleştirmeye çalışan ve yine bölge halkının görüşü alınmadan planlanan Teknepark Projesi ile ilgili gelişemleri Bebek Semt Girişimi facebook sayfasından takip edebilirsiniz.

Sahil bölümünde bir çok mekan yer almakta. Özellikle kahvaltı için Yahya Kemal Caddesi üzerindeki İstanbul Hisarlar Müzesi Müdürlüğü civarındaki mekanları önerebilirim. Dinlenme ve sahile paralel yürüyüşün ardından rotanın bitimi olan Baltalimanı Japon Bahçesi‘ne kolaylıkla varıyorsunuz.

Baltalimanı Japon Bahçesi

Japonya ile Türkiye’nin iş birliğiyle kurulan Baltalimanı Japon Bahçesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yönetilmektedir. 2015 yılında tamamlanan bahçede çay odası (Yogetsuan), çardak, minik şelale ve gölete olarak, Japonya’nın sembolü olan Kiraz (Sakura) Ağacı başta olmak üzere dört mevsim ayrı güzellikler barındıran yeşil bitki örtüsü de parkın ana yapısını oluşturmakta.

İstanbul İçi Yürüyüş Rotası Kaynak: Taksim Meydanı – Maçka Parkı – Yıldız Parkı – Baltalimanı Japon Bahçesi, İstanbul

Keyifle yürüyeceğinizi düşündüğüm, hafta sonu yürüyüşleri için özellikle önerdiğim rota üzerinde toplu ulaşım da rahatlıkla sağlanabildiği için istediğiniz noktada ara verebilir, istediğiniz bölgeleri araçla ziyaret edebilirsiniz. Yakın zamanda tamamlanacağını düşündüğüm bisiklet yolları sayesinde bisiklet için de uygun olabilecek olan rota, aynı zamanda balıkçılık hobisiyle ilgilenenler içinde tavsiye edilebilir.

Hey! Bir dakika!

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?


Kayıt Ol!

Etiketler

Yorumlar

Yazıyla ilgili düzenleme gönder!

Neden Yoldan Çıktım?

Neden Yoldan Çıktım?
Ekoyurttaş. Yazar, çizer, yürür-gezer, bisikletle ulaşır. Daha az tüketmenin, tüketmekten çok üretmenin, dönüştürmenin yollarını arar, paylaşır.

Sonraki Yazı

Aktüel

Marka: Karrimor

SportsDirect Alışverişleri ve Karrimor Ürünler yazısında İngiliz sport markasına ve markanın dahil olduğu SportsDirect’e dair...

Önerilen Yazılar