Görsel Kaynağı: Prens Adaları - Uludağ Sözlük
İstanbul

İstanbul’un Adaları (Prens Adaları)

Yayın tarihi: Kelime sayısı: 3265

Havalar günden güne ısınmaya, mevsimin ilkbahara doğru değişmeye başlıyor. Bu fırsattan istifade, “adaya’mı gitsek?” fikirlerinin kelimelere döküldüğü günlere hitaben, İstanbul’un ve 36 ilçesinden biri olan ve Anadolu yakasında yer alan Adalar’a (25’i Avrupa yakasında, 14’ü Anadolu yakasında) dair bir rota oluşturmak istedim. İstanbul yazı serisinin de bir parçası olan bu yazı Adalar ilçesine dair genişçe bir derlemeden oluşmakta. Elbette her zaman olduğu gibi fotoğraf albümlerine yazı sonundaki listeden ulaşabilir, yürüyüş rotalarını wikiloc üzerinden indirebilirsiniz. Unutmadan, rotaları bisikletle ve/ya yürüyerek takip edebilirsiniz. Kimi noktalarda bisiklet kullanmanın yasak olduğunu unutmamalısınız. Bu nedenle uyarı tabelalarına dikkat etmeniz önemli.

Sakin ve sessiz bir gezinti arayışı içerisindeyseniz tavsiyem Büyükada‘dan uzak durup vaktinizi ve motivasyonunuzu Kınalıada’ya ayırmanız. Ancak tarihi ve kültürel anlamda en zengin adanın da Büyükada olduğu bir gerçek. Vaktinizin ve enerjinizin bolluğuna göre erken bir saatte Büyükada’yı gezip ardından diğer adalara geçiş yapabilirsiniz.

Ek olarak, çam ağaçlarının bol olmasından dolayı bu aylarda çam kese tırtıllarına (Çam kese böceği, Thaumetopoea pityocampa Schiff) da denk gelmek olası. Oldukça alerjik etkileri olan bu tırtıllara dokunmamanız, hatta mümkünse yaklaşmamanızı tavsiye ederim.

Adalar İlçesi

Adalar ilçesi, İstanbul’un güneydoğusu, Marmara Denizi’nin kuzeydoğusunda yer alır. İstanbul adaları tarih boyunca pek çok isimle anılmışlardır. Bunlardan bazıları; Evliya adaları, Keşiş Adaları, Papaz Adaları, Ruh Adaları, Bahtiyar Adaları, Halka Adalar, Cin Adaları, Kızıl Adalar. Ancak en yaygın bilineni Prens Adaları‘dır. Prens Adaları olarak adlandırılmalarının nedeni ise Roma ve Bizans dönemlerinde asillerin, prenslerin sürgün yeri olmalarındandır. Tarihte Adalar’dan ilk kez M.Ö. 298’de İskender’in komutanlarından birinin Panormos’ta (Emin Liman) yaptırdığın kale vesilesiyle bahsedilir. İstanbul’un kuşatılması sürecinde Kınalıada, Burgazada ve Heybeliada Osmanlı komutanı Baltaoğlu Süleyman Bey’e teslim olurken direniş gösteren Büyükada’nın İstanbul’un fethinden 42 gün sonra ele düştüğü belirtilir.

1860’larda altıncı daire adıyla Beyoğlu’nda çağdaş belediye statüsünde kurulan kent yönetiminde, Adaların “yedinci daire” olarak yer almıştır. 1867 itibariyle Zaptiye Nezareti‘ne bağlı olarak özel bir statüde yönetilmiştir. Günümüzde de benzer bir şekilde idare edildiği söylenebilir 4.

Nüfus Değişimi

İlçenin nüfusu 19.yy. ortalarından itibaren önemli bir artış göstermektedir. Yaz dönemlerinde de yoğun bir iç turizm gözlenen ilçede dönemsel olarak nüfus 10 kata kadar artış gösterebilmektedir. Adaların toplam nüfus yoğunluğundaki önemli artış Şirket-i Hayriye‘nin 1846’da başlattığı vapur seferlerinin etkili olduğu söylenebilir. Ağırlıklı olarak Rum, Ermeni ve Musevi yerleşimi olan adalara zamanla yazlık ikinci konut sahibi olmak isteyen Türk nüfusu dahil olmuştur.

Ada İçi Ulaşım

Adalarda izinli araçlar dışında (itfaiye, güvenlik vb.) motorlu araç kullanılmamaktadır. Ada içi ulaşımda elektrikli motorlar, bisikletler ve atların çektiği geleneksel faytonlar kullanılmaktadır. Ancak kontrolsüz şekilde kullanıma başlanan 2 tekerlekli akülü araçlar ve 3/4 tekerlekli akülü araçlar ile ilgili sınırlandırma isteği yetkili mercilerle görüşülmekte.

Motorlu araçlara oldum olası yasak Türkiye’nin bu eşsiz ilçesinde, Adalar’da, son 15 yıl içinde, belki dünyada başka bir yerleşmede rastlayamayacağımız bir trafik karmaşası oluştu.

Aynı caddelerde faytonlar, bisikletler, çöp arabaları, nakliye kamyonları, 2, 3 ve 4 tekerlekli akülü araçlar kuralsızca seyir halinde. Adalar’da ulaşım politikalarının özeti: Saldım çayıra, mevlam kayıra!

Adaların Coğrafi Özellikleri

Adaların bir çöküntü sonucunda Kocaeli Yarımadası’ndan ayrılmış kara parçaları olduğu kabul edilmektedir. Derinliği 100 metreyi geçmeyen ve güneydoğuya doğru hafif eğimli bir şelf sahası üzerinde yer alırlar ve coğrafi dağılımları bakımından merkezi ve çevresel olmak üzere iki grupta toplanabilirler. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kaşık Adası merkezi grubu oluştururken, Kınalıada, Sedef Adası, Tavşan Adası, Yassıada ve Sivriada’dan oluşan grup ise merkezi adaları çevreleyen adalar olarak nitelendirilebilirler. Adalar arasından Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Büyükada ve Sedef Adası yerleşime açıktır, Kaşık Adası özel mülktür, Sivriada ve Tavşan Adası ise tamamen boştur. Eminönü üzerinden hareket eden vapur Kadıköy’e uğradıktan sonra şu sıra ile ilerler; Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Büyükada. Sedef Adası’na ise Büyükada üzerinden aktarma yaparak ulaşılabilir. Adalar arasında en büyüğü Büyükada’dır. Adaların kıyıları genellikle yüksek kıyılar şeklindedir. Bu kıyılarda genellikle çakıllı plajlar mevcuttur.

Adaların Doruk Noktaları

Ada Mevkii Yükseklik (metre)
Büyükada Yücetepe 202
Burgazada Hristos Tepesi 170
Heybeliada Değirmen Tepesi 136
Kınalıada Çınar Tepesi 115
Sivriada 90
Sedef Adası 55
Yassıada 45

İklim Özellikleri

Adalar bulundukları konum itibariyle bitki örtüsü ve iklim ilişkileri açısından oldukça dikkat çekici özellikler sunmaktadır. Nemcil ve kurakçıl yaprak döken bitkilerin (meşe, kestane, kayın, gürgen, ıhlamur…) yoğun olarak bulundukları Kocaeli Yarımadası’na yakınlığına rağmen Akdeniz ikliminin karakteristik bitki toplulukları olan kızılçam (Pinus brutia) ormanları ve maki formasyonu 2 ile kaplıdır.

İstanbul adalarının içinde bulunduğu Marmara bölgesi gibi Akdeniz iklimi ve Karadeniz iklimi arasında bir geçiş tipi özelliğine sahip olduğu söylenebilir. Ege adaları görünümü veren bitki örtüsündeki bu durum adaların iklimi ile yakından ilişkilidir. İstanbul adaları ayrıca doğal olmayan ancak adaların iklimine adapte olarak doğal ortamındaki gibi gelişme gösteren bitki türleri (servi türleri, fıstık çamı, Lübnan sediri, Anadolu karaçamı, mavi ladin…)1 açısından da ilgi çekicidir. Bu özellikleri bir arada Marmara bölgesinin başka bir kesiminde aynı yoğunlukta görmek mümkün değildir. Bu gibi durumlarda hatırlanması gereken gelişim ve yayılım gösteren bitki örtüsünün bulunduğu yerdeki çevre şartları/iklim ile yakından ilişkili olduğudur. Bitki topluluklarının ekolojik olarak özellikleri ve yayılış alanları her şeyden önce vejetasyon dönemi, düşük sıcaklıklar, yağış miktarı, yağış rejimi ve hidrolojik bilançoyla ilişkilidir 3.

Sıcaklık

Günlük ortalama sıcaklığın sürekli olarak 8℃’nin üzerinde olan dönem termik vejetasyon dönemi olarak kabul edildiği takdirde İstanbul adaları ve yakın çevresinde bu sürenin ortalama 280 gün (15 Mart-20 Aralık) civarında olduğu ve bu bakımdan çok daha güneyde olan kuzey Ege kıyılarına yakınlık gösterdiği görülür. Ortalama sıcaklıklar yılın hiçbir gününde 0℃’nin altına inmediği gibi yıl içinde en düşük değerler olması bakımından soğuk devre olarak nitelendirilebilecek 15 Mart-20 Aralık arasındaki devrede bile değerler 5-8℃’ler arasındadır. 3.

Rüzgar

Adalarda yıl içinde kuzey sektörlü rüzgarlar hakimdir. Rüzgarların en kararlı olduğu mevsim yaz ve sonbahardır. Yazın kuzeyin nemli ve serin havasını taşıyan rüzgarların kuraklığın arttığı dönemde bitki örtüsü üzerinde olumlu etkiler yaratırken, ilkbahar ve kış mevsiminde frekansları artan güney sektörlü rüzgarlar güneyin ılıtıcı tesirini taşımaları bakımından sahanın bitki örtüsü üzerinde olumlu sonuçlar yaratırlar. Bir çok türün yaşam fonksiyonlarının canlanmasına, tomurcuklanmasına, yapraklanmasına ve hatta çiçeklenmesine neden olurlar. 3.

Orman Formasyonu

M.Ö. 100. yy.’da yaşayan Efesli bilgin Artemidoros notlarında İstanbul adalarına Pitiuso (Çamlı ada) adını vermektedir.

İstanbul adaları yoğunluk bakımından doğal yayılış alanı Doğu Akdeniz olan kurakçıl kızılçam (Pinus brutia)‘ın yayılış alanı olarak (1998 verilerine göre en geniş yayılışa Büyükada (1701 ha.) ve Heybeliada’da (1468.78 ha.) ulaşır. Adaların yüzölçümleri ile kıyaslandığında Heybeliada’nın %62.5’i, Büyükada’nın %31.5’i, Burgazada’nın ise %45.1’i kızılçam ormanları ile kaplıdır.) belirtilebilir. Türkiye’de doğal olarak yetişen diğer çam türlerine kıyasla kuraklığa daha dayanıklı olmasına karşın dona hassastır.

Ormana elverişli olmayan (Burgaz Tepe’nin güney yamaçları vb.) veya yangın nedeniyle hasar gören alanlarda maki formasyonu görülür. Maki formasyonunun hasar gördüğü alanlar garig özelliği kazanmaktadırlar.

Maki Formasyonu

Adalarının ikinci hakim bitki formasyonunu maki formasyonudur. Kızılçam ormanlarının alt katında yer alan ve tahrip sahalarını kaplayan maki formasyonu özellikle Büyükada ve Heybeliada’da geniş yer kaplar.

İstanbul’un 9 Adası

Prens (Prinkipo) Adaları, Bostancı, Maltepe, Kartal, Pendik ilçelerine ve Çamlıca, Kayışdağ, Aydos ve Alemdağ gibi tepelere paralellik gösteren ve toplamda 9 ada ve kıyıya yakın iki kayalıktan oluşur. 9 ada sırası ile şu şekildedir; Büyükada (Prinkipo), Heybeliada (Halkis/Halki), Burgazada (Antigone/Antigoni), Kınalıada (Proti), Sedefadası (Terevinthos/Terebintos), Kaşık Adası (Pita), Tavşan Adası (Neandros), Yassıada (Plati), Sivriada (Ohia/Oksiya). Yassıada ve Sivriada ayrıca Hayırsızada olarak da adlandırılırlar.

Kimileyin bir şarkıya tını katan, kimileyin yandan çarklı vapurlarıyla bir şiire imge olan, kimileyin ağırladığı konuklarıyla edebiyat, siyaset, spor tarihine adını kazıyan adalar toplumsal belleğimizde “sayfi ye” tanımını çok aşan bir algı oluşturdu. Burgazada biraz da Sait Faik’tir;

Büyükada Reşat Nuri; Heybeliada Hüseyin Rahmi… Rus Devrimi’nin önderlerinden Troçki, sürgün yıllarının bir kısmını Büyükada’da geçirmişti… Şu sıralar şiirimizin dünyaca tanınan ustalarından Ataol Behramoğlu Büyükadalıdır. Atlas Dergisi, Türkiye Adalar Atlası

Büyükada (Prinkipo/Prens)

Prens Adaları’nın en büyük ve merkezi olanıdır. Geçmişi sürgünlerle anılan ada Megale, Prinkipos, Demonissia, Prinkepo, Kızılada (toprağa rengini veren demir madeninden dolayı) ve Prens Adası gibi isimlerle anılmıştır. Ada, yapısal olarak bir boyun ile ayrılmış iki tepe görünümündedir. Güney bölgesi Yüce Tepe (Ayios Yeorios) ve Kuzey bölgesi İsa Tepesi (Hristos) olarak isimlendirilir. Adanın diğer iki önemli tepesi ise Nevruz (Tepeköy) ve Avcı Tepesi’dir. Adalarda bakır madeninin yanı sıra bol miktarda demir madeni vardır ve toprağın kırmızı olması da bu madenlerdendir. En çok demir madeni çıkan yer ise Büyükada’nın doğusundaki alandır ve bu nedenle bu bölge Maden olarak adlandırılır.

Önerilen Yazı

Heybeliada (Halki/Bakır)

Tarihsel süreçte Dimoniso, Khalky, Halkitis ve Halki gibi isimlerle anılmıştır. Bu isimler arasında özellikle Halki ismi yoğunlukla kullanılagelmiştir. Halki ismi Yunanca bakır anlamına gelen Halkos’dan türemiştir. Ada sakinlerinden Demoniso tarafından işletilen bakır madeni nedeniyle de adanın Demoniso isminiyle anıldığı olmuştur. Bu madenin M.Ö. 4.yy. kadar işletildiği, madenin denizle bitişik olması ve Çam Limanı’nın da kazılması nedeniyle bölgenin ay biçimini aldığı (Çam Limanı Koyu) düşünülmektedir. Bakır madeni içerisinden ayrıca altın da elde edildiği, altının ayrıştırılma işleminin ise Konstantin isimli bir patrik tarafından gerçekleştirildiği belirtilmektedir.

Önerilen Yazı

Kınalıada (Proti)

Port, Proty, Akoni, Akonidis gibi isimlerle anılır. İstanbul’a en yakın adadır.

1071 Malazgirt savaşında Selçuklu Sultanı Alpaslan’a tutsak düşen IV. Romanos (Romanos Diogenes, Türkçe kaynaklardaki yaygın adıyla Romen Diyojen) İstanbul’a dönünce tahttan indirilerek gözleri oyulmuş ve kendi yaptığı manastıra kapatılmıştır. Ömrünün sonuna kadar burada tutulmuştur.

Önerilen Yazı

Burgazada (Antigoni)

Antigoni, Panormun, Castrum, Panarmos, Pirges, Erenbintusi Burgazlu adanın bilinen eski adlarından bazılarıdır. Adanın tarihsel sürecinde Patrik Metedios büyük önem taşır.

Hristos manastırı, Avusturya Saint Georges Hastanesi, Ayios Loanis ayazması adada bilinen tarihi yapılardan bazılarıdır.

Türk Edebiyatı’ndaki en önemli temsilcilerinden Sait Faik Abasıyanık’ın oturduğu ev de müze olarak bu adada yer alır.

Önerilen Yazı

Sedef Adası (Terebintos)

İstanbul adalarının en doğusunda yer alan Sedef Adası derinliği 11-13 metre arasında olan bir deniz altı sırtı ile Büyükada’nın güney yarısına bağlıdır.

Yakın tarihte iskana açılmış olan adada çoğunlukla yazlık villalar bulunmaktadır. Adaların yerleşime açık olan en küçük adasıdır. Motorlu araç ve fayton kullanılmamaktadır. Adanın etrafı doğal plajlarla çevrili olup sahil şeridi halka açıktır.

Ada 1850 yılında Tophane Müşiri Damad Ferit Paşa’nın mülkiyetine geçmiştir. Bu dönemde adaya zeytin ağaçları dikilmiş ve çeşitli sebzeler yetiştirilmiştir. Ada paşanın ölümünden sonra bakımsız kalmıştır. I. Dünya Savaşı sürecinde İstanbul’un işgali sırasında müttefiklerin eline geçen Yavuz Zırhlısı uzun bir süre burada demirlenmiştir. Bu süreçte adadaki tüm ağaçlar kesilmiştir.

Günümüzde adada Ferid Paşa’nın torunları tarafından kurulan konut kooperatifi, inşa ettirilen villalar ve dikilen ağaçlar yer alır.

Yassıada (Plati)

Hayırsızada olarak adlandırılan adalardan yassı olandır.

Sahillerinin denize dik iner ve kuzeyinde küçük bir liman yer alır. İstanbul’un fethiyle birlikte üzerindeki manastır sahipsiz kalmıştır.

Ada İngiltere’nin İstanbul Sefiri Sir Henry Bulwer tarafından 1859’da satın alınmıştır. Bu dönemde ada üzerinde çeşitli yapılar inşa edilmiştir. Daha sonra Mısır Hidivi İsmail Paşa’ya satılmıştır. Ada 1947 yılında Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınana kadar bakımsız kalmıştır. Deniz Kuvvetleri adada modenr bir deniz eğitim tesisi kurmuştur.

Ada tarihsel dönem içerisinde özellikle 27 Mayıs 1960 darbesinden ve ihtilal yönetimi tarafından burada kurulan Yüksek Adalet Divanı sonucunda Adnan Menderes ile birlikte hükümet üyeleri Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamıyla öne çıkmaktadır. Yassıada Mahkemeleri olarak anılan bu dönem sonrasında ada tekrar Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na verilmiş ve eğitim faaliyetleri 1978 yılına kadar sürdürülmüştür. 1993 yılında tesis İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ne devredilmiş ancak fakülte 1995 yılında adadan taşınmıştır.

Sivriada (Ohia)

Hayırsızada olarak adlandırılan adalardan sivri olandır. Yerleşime açık değildir. Adanın güneyinde küçük bir liman, tatlı su kuyusu ve günümüze kalıntıları ulaşan bir de manastır bulunur.

Ada, Osmanlı döneminde İstanbul’daki sahipsiz köpeklerin bu adaya sürülmesi ve burada açlıktan, suzuluktan ölmeleri ile anılır. Öyle ki, terk edilmiş köpeklerin havlamaları kıyı ilçelerden duyulur olmuş ve halk İstanbul’un işgal edilmesini köpeklere çektirilen eziyetle ilişkilendirmiştir.

Kaşık Adası (Pita)

Pita olarak da bilinir. Ters dönmüş kaşık görüntüsünden dolayı Kaşık Adası olarak anılmaktadır. Ada üzerinde basit bir iskele ve bir kaç özel mülk yer alır. Adanın mülkiyeti 1950’lerde Danon ailesine geçmiş ve aile tarafından bir turizm şirketine satılmıştır. Şirket tarafından ada üzerinde çeşitli yapılar inşa edilmek istenmiş ancak Ada Dostları Derneği’nin itirazlarının sonucunda faaliyetler İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından durdurulmuştur.

Tavşan Adası (Neandros)

İstanbul kıyılarına en uzak noktada yer alan adadır. Ağaçsız ve kayalık bir kadar parçasıdır. Balıkçı Adası olarak da anılır. Yerleşime açık değildir. Ada üzerinde bolca tavşan yaşamaktadır.

10. ve 11. Adalar

Bostancı paralelindeki Batmaz Feneri kayalığı ve Maltepe paralelindeki Vordonos kayalığı Vordonos Adaları olarak da bilinirler. Bu kayalıkların Büyük Vordonos ve Küçük Vordonos olarak isimlendirilen adalar oldukları ve 13. yy.da meydana gelen Bizans depreminde üstündeki manastır ile batarak kayalıklar haline geldikleri belirtilmektedir.

Adalarda dikkat çeken ve mimari miras olarak belirtilen eserler için Adalar Mimari Miras Veri Tabanı incelenebilir.

Yakın Dönemde Gerçekleşen Yangınlar

İlçede 2012 yılından bu yana gerçekleşen yangınların bir listesini aşağıda iletiyorum. Ancak, özellikle merak ettiğim daha öncesi süreçte gerçekleşen orman ve tarihi binalardaki yangınlar ve sonrasında bu bölgelerdeki yapılaşma. Bu konuda bir çalışmaya denk gelirsem ayrıca paylaşacağım.

Kaynakça nedir?
  1. 1 İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, Cilt 34, Sayı 4, 1984, Sayfa 34-35
  2. 2 Maki ve Garig Topluluklarının Türkiye’deki YAyılış Alanları ve Ekolojik Özelliklerinin İncelenmesi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 22, 2009
  3. 3 İstanbul Adalarında Bitki Örtüsü-İklim İlişkileri, Türk Coğrafya Dergisi, Sayı: 33, s.101-128, 1998
  4. 4 İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Haldun Hürel, Bir İstanbul Kültürü Kitabı 5, Kapı Yayınları
  5. İstanbul Adalarının Doğal ve Egzotik Bitki türlerinin Adalar Peyzajındaki Yeri ve Önemi Üzerine Araştırmalar, İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi Dergisi, Cilt 42, Sayı 2, 1992
  6. Adım Adım İstanbul, Fethinin 550. Yıldönümünde En Kapsamlı İstanbul Rehberi
Hey! Bir dakika!

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?


Kayıt Ol!

Etiketler

Yorumlar

Yazıyla ilgili düzenleme gönder!

Neden Yoldan Çıktım?

Neden Yoldan Çıktım?
Ekoyurttaş. Yazar, çizer, yürür-gezer, bisikletle ulaşır. Daha az tüketmenin, tüketmekten çok üretmenin, dönüştürmenin yollarını arar, paylaşır.

Sonraki Yazı

Aktüel

Prens Adaları: Kınalıada (Proti)

Anakaraya en yakın ada olması nedeniyle çoğunlukla Proti (birinci) adıyla anılır. Adanın yerleşim alanı yeşil alandan daha baskındır....

Önerilen Yazılar