Çiftlik Gezileri

Knidia Çiftliği (Knidia ecoFarm)

Yayın tarihi: Kelime sayısı: 1695

Karia Yolu yürüyüşünü planladığım süreçte elbette rota üzerinde ve civarındaki TaTuTa çiftlikleriyle de iletişime geçmeyi ihmal etmedim. Knidia Çiftliği Knidos Antik Kenti‘na olan yakınlığı ve çiftliğin sundukları dolayısıyla özellikle ziyaret etmek istediğim çiftliklerden biriydi.

Vadi içerisinden Yazı Köy’e ulaşan ayrıca bir yol olduğunu duydum ancak yeterince vaktim olmadığı için bu yolu işaretleme imkanım olmadı. Yukarıda araç yolu üzerinden kayıt altına aldığım yolu paylaşıyorum. Yazı Köy’den hareketle bu yol üzerinden çiftliğe yürüyerek yarım saatte varabilirsiniz. Yazı Köy’e ise Datça merkezden sıklıkla dolmuş hareket etmekte. Aşağıda Datça’dan kalkış yapıp Yazı Köy’e ulaşan dolmuşa ait güzergahı görüntüleyebilirsiniz.

Yokuş aşağı toprak bir yoldan çiftliğin bulunduğu vadiye inerken çiftliği yukarılardan görüyorsunuz, ilk karşınıza çıkan Knidia yazan seramik.

Knidia Çiftliği (Knidia ecoFarm)

Knidos Antik Kenti ziyaretinin ardından yol arkadaşımla birlikte Knidos üzerinden Yazı Köy’e, oradan da Knidia Çiftliği’ne geçiyoruz. Girişte bizi üzüm bağları karşılıyor. Ardından ortak yaşam alanı olan büyük bir badem ağacının gölgesinde yer alan oturma alanına geçiyoruz. Bu alanda ayrıca mutfak, oyun alanı ve tuvaletler yer alıyor.

2000 yılında kurulan, bölgede Ali Somer çiftliği olarak da anılan Knidia ecoFarm, Datça Yarımada’sının batı ucunda, Yazı Köy’e 3 km uzaklıktaki vadide bulunuyor. Değirmenbükü’ne inişte yer alan çiftliğin bulunduğu vadi keyfine doyum olmaz bir güzelliğe sahip. Bir süre öncesine kadar vadi boyunca kaynak sularının aktığı, minik bir şelalenin yer aldığı çiftlikte şimdilerde su akışı mevcut değil.

Su yolunun yerleşim noktasına doğru değiştirilmesi nedeniyle su ihtiyacı yer altından sağlanıyor. Eski su yolundaki sazlıklar, köprü, su dağıtım kanalları ve havuz çiftliğin yeni ihtiyaçlarına ve düzenlemelerine göre değerlendirilmek için bekliyor.

12 dönümlük bir alanı kaplayan çiftliğin etrafı dağlarla çevrili. Değirmenbükü yakınlığı nedeniyle sahilinden gelen serin rüzgarlar yazın sıcak günlerinde müthiş bir keyif veriyor.

Çiftliğin etrafında da yüz dönüme yakın alan bulunuyor ve çoğunlukla zeytin ve badem tarlalarından oluşuyor.

Çiftliğin işletmesinden sorumlu Yunus ve Ercan ile birlikte çiftliğe dair planlara dair kısa bir sohbet gerçekleştirip konaklama alanına doğru çadırları kurmak üzere ayrılıyoruz. Yunus ve Ercan bu yıl ortası itibariyle çiftliğin işletme sürecini üstlenmişler. Çadırların kurulmasının ardından çiftliğin yer aldığı alanı detaylıca gezip yerleşim alanları, üretilen ürünler, çiftlikteki yaşam süreci, düzenlemeler ve daha bir çok konuda konuşuyoruz. Ortak alana döndüğümüzde, çiftliğin ilk dönemlerine dair konularda Nuran hanım da ayrıca bilgi aktarımı sağlıyor.

Hasat, bitki yetiştiriciliği, bölgeye has bitki özellikleri ve ilgili diğer konularda da Temel bey oldukça yardımcı oluyor. 10 yıldan fazla süredir çiftliğin idaresini ve ürünlerin yetiştirilmesini/hasatını sağlayan Nuran hanım ve Temel bey Yazı Köy’den gidip geliyorlar. Çiftliğin idaresini sağlayan kişilerin dışında gönüllü alımı bir süredir gerçekleştirilmiyor.

Çiftlikte Yetiştirilen Ürünler

Çiftlik alanı içerisinde şaraplık bağ, mandalia, limon, keçi boynuzu gibi meyve ağaçlarından elde edilen ürünlerin yanı sıra zeytin yetiştiriciliği yapılmakta. Zeytinyağı (Mizingit Mengeni / elle sıkım zeytinyağı), harnup (keçiboynuzu) pekmezi ve şarap geleneksel metotlarla sıkılıp işleniyor. Akşamları yemekle birlikte bir önceki yıl üretilen taze şarap yemeklere eşlik ediyor. Su kaynağıyla ilgili çalışma süreci nedeniyle sebze tarımına bir süre ara verilmiş. Şimdilik ihtiyaçlar Nuran hanımın bahçesinden ve civardaki diğer yetiştiricilerden sağlıyorlar.

Bu arada, çiftlikteki bağ ağırlıklı olarak Alicante Bouschet’ten oluşuyor. Şarap üretiminde geleneksel yöntemler tercih ediliyor. Depo ve üretim alanı bağlarla konaklama alanlarının olduğu ara bölgede yer alıyor.

Çiftlik Misafirliği

Çiftlikte misafirler için ayrılmış misafirhaneler vadinin iç kısmında yer alıyor. Dört ahşap çardaktan ikisi vadiyi, dağları ve bağları izlemek için en güzel noktalarda yer alıyor. Diğer ikisiyse şelale akışının olduğu dönem itibariyle su yolu üzerine kurulmuş. Manzaranın keyfini doyasıya yaşamak maksadıyla çardaklar yarı kapalı olarak tasarlanmış. Çardaklardan vadi içerisine doğru ilerlendiğinde de restore edilen odalara ulaşılmakta. Ayrıca çadır kurarak veya hazır kurulu çadırlarla da çiftlikte misafir olmak mümkün.

Bizim ziyaretimizde konaklama alanının ön kısmında yer alan yoga platformu da tamamlanmış durumdaydı. Yoga platformu ve konaklama alanlarının olduğu bu alanda ayrıca alafranga tuvalet ve güneş enerjisiyle ısınan banyolar yer almakta. Enerji ihtiyacı güneş ve rüzgar enerjisi kullanılarak yine bu alandaki paneller ve rüzgar trübününden sağlanmakta. Ancak, su akışının sağlanabilmesi için 2017 sonuna doğru çiftliğe ayrıca elektrik bağlantısı da sağlanacakmış.

Konaklama ücretine dahil olarak çiftlikte üç öğün yemek veriliyor. Yemekler günlük olarak planlanıyor. Genelde yemeklerle Nuran hanım ilgilense de misafirler de kendileri için yemek pişirebiliyor.

Çiftlik ziyaretlerini genelde 1 günlük gerçekleştiriyorum. Bozburun ve Datça Yarımadası yürüyüşlerinden sonra dinlenmek amacıyla çiftlikle ilgili detayları derlemenin ve Yasemin’i uğurlamanın ardından bir gün daha misafir olarak kalmaya karar veriyorum. Aynı gün çiftlik misafirlerinden de ayrılanlar oluyor. Çiftlik bir anda çok daha sessizleşiyor. Gündüz çiçek çiçek gezen arılar, rüşvetlerini toplayan kuşların kanat sesleri, yavru kedilerin oyunlarına eşlik eden rüzgar ve yaprakların sürtünme sesleri dışında neredeyse hiçbir ses duymuyoruz.

Çardaklardan vadi içerisine doğru ilerleyip asma köprüye ulaşıyorsunuz. Asıllarına uygun olarak restore edilmiş ve konaklama amacıyla kullanılan odalar burada yer alıyor. Vadi içerisine doğru merdivenlerden çıkarak ilerliyorsunuz. Değirmen yapılarına doğru yürürken ilk karşılaşacağınız yapı Rumlardan kalma, tek ve çift kişilik konaklama için kullanılıyor. Çocuklu aileler için misafirlik biraz zorlu olabilir, bu nedenle pek önerilmiyor.

Çiftlikte üç adet, restorasyon geçirmiş eski su değirmeni var ve bunlardan ikisi (Tepe Değirmen ve Kelebek Değirmen) yine konaklama alanlarına dahil. Merdivenlere eşlik eden yamaç duvarlarındaki kelebeklere denk gelirseniz aklınızda olsun, değirmenlerden biri ismini bu kelebeklerden alıyor. Vadide akan su nedeniyle her yıl yüzlerce kelebek buraya gelir, kayalara ve bitkilere tutunurmuş. Benim denk geldiğim bir kaç kelebek son bir kaç yılın devamlı misafirleriymiş. Vadideki su akışı kesilince, haliyle kelebeklerin de sayısında epeyce azalma olmuş.

Knidia ecoFarm’ın etrafında da gezilecek bir çok alan mevcut. Knidos Antik Kenti’nin arka kısmı bu vadiye doğru uzanan ve Datça Yarımadası’nın uç kısımını çevreleyen alanda sonlanıyor. Dolayısıyla antik kent kalıntılarına bu civarda, özellikle Değirmenbükü’ne doğru inerken rastlamak mümkün. Denize girmek ve güneşlenmek isterseniz yine Değirmenbükü ve civardaki diğer koyları keşfedebilirsiniz. Bölgenin sakinliği nedeniyle civarda yabani hayvanlara da denk gelmeniz mümkün. Özellikle gece ışık kirliliğinin olmaması sayesinde yıldızları yabani hayvanların sesleri eşliğinde izleyebilir, ortak alanda yakılan kamp ateşi başında keyifli bir uyku çekebilirsiniz.

Misafirliğin Ardından

Çiftlikteki keyifli misafirlik sürecinde çiftliğin sürekli misafirlerinden Hollandalı bir çiftle de uzun uzun sohbet imkanım oluyor. Neredeyse her yıl tatillerini bu çiftlikte geçirdiklerini ve bazı zamanlarda birden fazla kez çiftliğe geldiklerini öğreniyorum. Karia Yolu’nun farklı etaplarını da yürüyen çiftin favorisi ise KnidosMersincik arası imiş. Bu etap yarımadanın kuzeyinden ilerleyen, Knidos’ta bıraktığım etabın devamı ve Akyaka’ya doğru devam eden 9 etabın ilki. Bu nedenle çiftliği tekrar ziyaret edebilecek ve planlamayı çiftlik üzerinden yapabilecek olmaktan oldukça mutluyum.

Çiftlikte geçirdiğim oldukça keyifli 2 günün ardından, çiftliğe dair önerilerimi paylaşıp dönüş hazırlıklarına başlıyorum. Sabah erkenden çiftlikten Yazı Köy’e yürüyüp buradan araçla Datça’ya geçiyorum. Çiftlikte misafir olarak kalmak için çiftliğin TaTuTa sayfasında yer alan form üzerinden talep gönderebilirsiniz. Çiftliğin kendi web sayfası knidia.com‘dan da detayları görüntüleyebilirsiniz. Konaklama alanlarının ücretleri döneme ve konaklanma alanlarına göre farklılıklar gösterebilmekte. Bu nedenle uygunluk durumları ve güncel bilgilendirmeler için önceden iletişime geçmeniz önemli.

Şehir koşturmacasından, trafik ve inşaat gürültülerinden kaçmak ve bu süre boyunca da vadide yetişen üzümlerden elde edilen şaraptan tadıp yine bölgede yetişen sebze ve meyvelerle beslenmek için çiftlikle misafirlik için iletişime geçebilirsiniz. Kış döneminin bölgedeki etkilerine dair pek bir fikrim yok. Deneyimini paylaşmak isteyen olursa memnuniyetle eklerim. İlkbahar, Yaz ve Sonbahar ayları içinse Knidia ecoFarm’ı tereddüt etmeden önerebilirim.

Hey! Bir dakika!

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?


Kayıt Ol!

Etiketler

Yorumlar

Yazıyla ilgili düzenleme gönder!

Neden Yoldan Çıktım?

Neden Yoldan Çıktım?
Ekoyurttaş. Yazar, çizer, yürür-gezer, bisikletle ulaşır. Daha az tüketmenin, tüketmekten çok üretmenin, dönüştürmenin yollarını arar, paylaşır.

Sonraki Yazı

Geziler

Karia Yolu: Datça Yarımadası

Bozburun rotasındaki etaplardan sonra hızlıca Datça’ya doğru geçmeye karar verdim. Amacım mümkün olduğu kadar rota almanın yanı...

Önerilen Yazılar