İki Deniz Arası (Between Two Seas)

İki Deniz Arası Rotası 3. Etap: Sazlıbosna-Yarımburgaz Mağarası

Yayın tarihi: Kelime sayısı: 1551

İki Deniz Arası rotasını tamamlamak için günlerdir hava durumununu yakından takip ediyor, kar yağışı için sabırsızlanıyordum. Khione ve Aiolos sesimi duymuş olmalı ki, güne şahane başlayan kar ile başladım. Akşamdan tüm malzemelerimi hazırlamıştım, son kez kontrollerimi yaptım, planlamamın üzerinden geçtim. Kar yağışına bağlı olarak aksayan seferler, tıkanan yollar olabileceğini düşünerek hızlıca alternatif ulaşım planları yaptım ve 06.15 itibariyle Kabataş’tan yola koyuldum. En son hava durumunu kontrol ettiğimde havanın -6 derece olduğunu ve öğlene kadar havanın yağmayacağını görmüştüm. Giyimimi buna uygun yaptığım, ancak hareketlilik haline yeni geçtiğim için hafif üşüyerek yürüyüşe başladım.

Etabın Son Yürüyüşü: Sazlıbosna’dan Menekşe Plajı’na

Notlarımda da uzun uzun dile getireceğim, ancak özet geçmek gerekirse İki Deniz Arası keyiflik, doğal güzelliklerin bol olduğu, her adımda şahaneliklere kendinizi teslim edebileceğiniz bir rota değil. Aksine, amacını en iyi şekilde ortaya koyabilecek niteliklere sahip, aynı İstanbul gibi; kirli, delik deşik ve çarpık. Serkan‘a, hazırladığı bu rota için ayrıca teşekkürler. Karın kendi güzelliği ve örteceği ayıplarla birlikte kararım son 2 etabı aynı gün almaktı, öyle de yaptım. Yaklaşık 34,4 km yolu 8 saatten biraz fazla sürede tamamladım.

Evet, 06.15’te yola koyuldum ve T1 Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı üzerinden 07.00’da Topkapı’ya ulaştım. Buradan da T4 Topkapı – Mescid-i Selam Metro Hattı üzerinden son durak olan Mescid-i Selam’a vardığımda saat 07.30’u gösteriyordu. Sefer bilgilerini kontrol ettiğimde bir çok seferin iptal edildiğini, bunların arasında 336H Hadımköy Toki – Bayrampaşa Metro‘da olduğu için planım ilk gelen Arnavutköy otobüsüne binip Arnavutköy’e ulaşmak ve oradan da dolmuşla Sazlıbosna’ya varmaktı. Arnavutköy üzerinden Hadımköy’e sıklıkla araç gittiği için en son ihtimal otostop çekerim diye düşünüyordum. Düşündüğüm gibi de oldu, araç aktarmaları arasında çok vakit kaybetmeden Sazlıbosna’ya ulaşmıştım. Önceki etabı bitirdiğim noktaya ulaşım gps kaydını açtım ve başladım adımlamaya…

Başlangıç tempomu oldukça hızlı tuttum, açıkçası aklımdaki ilk düşünce hızlı bir şekilde Sazlıdere Barajı‘na ulaşmak, hazırladığım kahve eşliğinde yemek molasının keyfini çıkarmaktı. Gölün donan kısımları, farklı türlerde kuşlar, beyazın tonları, yüzünüzü yakan soğuk, her şey olması gerektiği gibi…

İki Deniz Arası

Rota içerisinde, en zevk aldığım etabın rahatlıkla Sazlıbosna-Yarımburgaz Mağarası etabı olduğunu söyleyebilirim. Tabi, bu “zevk”in içeriğini doğal güzellik ve zorluk olarak açmam gerekiyor. Yoksa, rotanın verdiği mesaj üzerinden bakacak olursak yorumlamaları daha farklı yapmam doğru olacaktır ki bunun için de rota notlarımı okumanızı önereceğim.

3. Etap: Sazlıbosna-Yarımburgaz Mağarası

Sazlıbosna Köyü çıkışından taş ocaklarına kadar ortalama 50-70 cm yüksekliğindeki kar içerisinde ilerlemek bir hayli eğlenceliydi. Ancak, taş ocaklarından Kocabayır Tepesi‘ne doğru ilerlerken başlayan kar yağışıyla birlikte yürüyüş tempomu biraz azaltmak zorunda kaldım.

Planlama aşamasında yaptığım bir eksiklik neticesinde artan kar yüksekliğiyle birlikte üşüme hali söz konusu oldu. Kıyafet anlamında tam kararında hazırlanırken kar tozluğunu yanıma almamam ve pantolonun bilek kısımlarının ayarlanamıyor olması nedeniyle kar paçalarımdan girmeye başlayıp yapışarak hem ağırlık oluşturmaya hem de eriyerek boğaz kısmından ayakkabı içerisine akmaya başladı. Hareket halinde olduğum sürece bu akış bir sorun olmayabilir, ancak verdiğim her molada sıvı ayaklarımın üşümesine neden olacaktı. Bunu bilerek mola vermeden hızlıca Şamlar Köyü‘ne doğru ilerlemeye başladım. Amacım, köy kahvesine ulaşıp burada mümkün olduğu kadar çorapları ve ayakkabımın kurumasını sağlamaktı.

Yürüyüş boyunca birer ikişer bir kaç köpekle karşılaştım. Hepsi oldukça tedirgin ve bakımsız görünüyorlardı. Çoğu beni görür görmez koşup saklanmaya çalışsa da, köye varmandan, Sazlıbosna Yolu, 2817. Sk. civarında gördüğüm 3 küçük arkadaşın durumu biraz daha farklıydı. Yanlarına yaklaşıp, sürekli yanımda bulundurmaya çalıştığım mamayı pay ettim. Elbette hiç yeterli olmadı. Yaklaşık 1 km.’lik bir takiple birlikte Sazlıbosna Yolu dere geçişi üzerinde yiyeceğimi de paylaştırdım ve hızlıca yanlarından uzaklaştım. Ancak, köye varmama bir kaç yüz metre kala, küçük gruplar halinde dağılmış yaklaşık 20 kadar köpeği görmemle ne yapacağımı bilemedim. Hepsi oldukça bakımsız, aç ve üşümüş görünüyordu ve yanımda paylaşabileceğim herhangi bir yemeğim kalmamıştı. Çoğu ben kendilerine yaklaştıkça ağaçlık alanlara doğru ilerleyerek saklandı. Nasıl bir yardım sağlayabileceğimi düşünmek üzere bu oktayı notlandırıp köye doğru giriş yaptım.

Köy kahvesine girip ayakkabı ve çorapları doğruca sobaya yakın bir noktaya yerleştirdim ve köpeklerden bahsettim. Köy girişindeki bekçi köpekleri nedeniyle sahipsiz köpekler köye çok yaklaşamıyorlarmış. Mümkün olduğu kadar beslemeye çalışıyorlarmış ancak kış zamanı pek mümkün olmuyormuş. Kahvede oturduğumda, kapanan yollar nedeniyle ekmek temini için ayrıca bir planlama yapılıyordu, gidecek-gelecek birileri aranıyordu.

Şamlar Köyü

Yaklaşık yarım saatlik bir molanın ardından, planlamaya uygun olarak varış yapmam gereken saati esnetmemek adına ayakkabılar ve çoraplar kuruduğu kadarıyla hazırlanıp, suyumu tazeleyip tekrar yola çıktım. Sazlıdere Kayabaşı Yolu bastıran kar yağışıyla birlikte daha bir zorlu hale gelmiş, kar seviyesi oldukça artmıştı. Hafif çıkış olan bu yolda ıslak ayaklarla, yinelenen kar girişiyle birlikte ilerlemek biraz zor oldu. Tempomu mümkün olduğu kadar artırıp kahvemi planladığımdan daha erken yudumlamaya başladım.

Baraja ulaştığımda burada ateş yakmış, balık tutan bir baba ve oğluna denk geldim. Kahvemi içip, yaklaşık 10 dakika kadar dinlenip, sızlayan ayaklarımın verdiği rahatsızlık hissiyle birlikte hızlıca yola koyuldum. Ancak, bu noktadan sonra dikkatim epeyce dağılmaya başladı. İki Deniz Arası haritasına göre ilerlerken, rota işaretlerini çoğunun silinmiş, kapanmış olduğunu ve yeni yolların yapıldığını, bazı yolların değiştiğini bilmelisiniz.

İki Deniz Arası Haritası

Ek olarak, harita işaretlenirken kullanılan kalın çizgi bazı yolların yol üzerinde değerlendirilmesini oldukça zorlaştırıyor. Bunun nedeni, zamanla ortaya çıkan alternatif yollar olabilir, aklınızda olsun. Son olarak, yine harita üzerindeki bazı noktalarda inşaa edilen işletmeler, evler olabiliyor veya arazi çitlerle kapatılmış olabiliyor.

Bu durumda belirsiz bir şekilde ilerlemek durumunda kalabilirsiniz. İz okuyabildiğiniz sürece sorun yok, ancak aksi durumda, hareket noktası olarak belirleyebileceğiniz bir işarete de denk gelemediğiniz için sıkıntı yaşayabilirsiniz. Kabaca, “bir kaç yüz metrede denk gelmeniz gereken işareti göremediğinizde son gördüğünüz işarete geri dönün” söylemi bu rota için pek doğru olmayacaktır. Bu anlamda, umarım GPS kaydım işinize yarar.

Barajdan geri dönerken, dağılan dikkatim nedeniyle yanlışlıkla girdiğim İSKİ alanında, oldukça hazırlıksız bir şekilde karşılaştığım bekçi köpeği tekrar kendime gelmemi sağladı. Çok ani ve hızlı bir şekilde karşıma çıkan arkadaş niyetini oldukça net bir şekilde belirtince bana düşen geri dönüp doğru yolu bulmaktı.

Sonrasında, İstiklal Caddesi üzerinden Yarımburgaz Mağaraları‘na doğru hareket ettim. Civar sakinlerinin mağaralar hakkında pek bilgi sahibi olmaması oldukça ilginçti. Ayrıca, yol üzerinde herhangi bir tabela da görmeniz pek mümkün değil. Tarihi olarak, bu kadar önemli olan bir noktanın bu kadar bakımsız olması, bu kadar değersiz sayılması çok üzücü. Bu arada, bir diğer konu da Yarımburgaz Mağarası‘nı sorduğum kişilerin çoğunun civardaki mağaralar yerine Halkalı’daki aynı isimli caddeyi tarif ediyor oluşuydu.

Mağaraların girişleri kapalı olduğu için etraflarını gezip, girebildiğim ölçüde içlerine girip inceleyebildim, elbette istediğim, beklediğim, umduğum bu değildi. Mağara sonrasında Halkalı’ya doğru yola koyuldum ve aşağı yukarı 20 km.’lik 3. etabı tamamlayıp 4. etaba geçmiş oldum.

Hey! Bir dakika!

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?


Kayıt Ol!

Etiketler

Yorumlar

Yazıyla ilgili düzenleme gönder!

Neden Yoldan Çıktım?

Neden Yoldan Çıktım?
Ekoyurttaş. Yazar, çizer, yürür-gezer, bisikletle ulaşır. Daha az tüketmenin, tüketmekten çok üretmenin, dönüştürmenin yollarını arar, paylaşır.

Sonraki Yazı

Cycling (Bisiklet)

İki Deniz Arası Rotası: Yarımburgaz Mağarası-Menekşe Plajı

İki Deniz Arası rotasının 3. etabı ile aynı gün aldığım 4. etap Yarımburgaz Mağarası‘ndan başlayıp Menekşe Plajı...

Önerilen Yazılar