Aktüel

Takvim Nedir? Takvim Sistemleri Nelerdir?

Yayın tarihi: Kelime sayısı: 2966

Takvim, zamanın düzenli bir sırayla ve tekrarlanır biçimde yüzyıl, yıl, ay, hafta, gün gibi bölümlere ayrılıp tanımlandığı/isimlendirildiği çizelgelerdir. Tarihin her döneminde, çoğunlukla ticari ilişkiler içerisinde düzenlenen takvimler sosyal, dini ve/ya idari nedenlerden dolayı gerekli olan organize sistemler nedeniyle ortaya çıkmışlardır. Bu organize sistemler bölümlendirilen zamanın isimlendirilmesiyle ilişkilendirilmektedir. Örneğin, kış günlerini kapsayan ve yıl olarak ifade edilen tekrarlanan zaman diliminin ilk 31 gününü kapsayan, Gregoryen ve Jülyen takvimlerinde yılın ilk ayı olan Ocak ayı tekrarlanan her yılda aynı özellikleri gösterir. Takvim olarak ifade edilen zaman organizasyonu, güneş (solar) ve ay (lunar) döngüsü gibi bazı astronomik olaylar temelli olarak belirlendiği gibi bu yazının da konusu olan halk takvimleri gibi takvimlerde yeryüzünde belirli aralıklarla tekrarlanan hasat zamanı (Örn. On İki Hayvanlı Takvim, Kocakarı Takvimi vb.), suların yükselmesi ve çekilmesi gibi doğa olaylarını temel alabilir. Birçok uygarlık ve toplumun kendi özel ihtiyaçlarına uygun olarak farklı takvimler modellemişlerdir.

Günümüzde, en yaygın kullanımı olan takvimler Milâdî ve Hicrî takvimlerdir. Jül Sezar tarafından MÖ 46 yılında kabul edilen ve batı dünyasında 16. yüzyıla kadar kullanılan Jülyen takviminin yerine Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılan Milâdî takvim, diğer adıyla Gregoryen takvim, İsa’nın doğumunu (0) başlangıç olarak alır ve Güneş’e göre hazırlanmıştır. Hicrî takvim (Gregoryan 622, Hicrî Şemsî takvim ve Hicrî Kamerî takvim olmak üzere ikiye ayrılır) ise Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç olarak alır (622) ve Ay’a göre hazırlanmıştır. Tanzimat Dönemi’ne kadar Osmanlı Devleti’nde Hicrî takvim resmi takvim olarak kullanılmıştır. Tanzimat Dönemi’nde, 13 Mart 1840 Milâdî tarihi, 1 Mart 1256 Cuma günü olarak Rumî takvimin yılbaşı kabul edildi ve bBu tarihten sonra çift takvim uygulaması başladı. Hem Hicrî takvim hem de Rumî takvim 1870 Milâdî yılına kadar birlikte uygulanmıştır. 26 Aralık 1925’te çıkarılan 698 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi devlet takvimi Milâdî Takvim kabul edilmiş ve 1 Ocak 1926’dan itibaren Milâdî takvim kullanılmıştır.

Kırgız Türkçesinde On İki Hayvanlı Türk Takvimi 1 Miladî Takvime Göre
Calğan Kuran (Erkek Karaca) 21 Mart – 20 Nisan
Çın Kuran 21 Nisan – 22 Mayıs
Buğu (Geyik) 23 Mayıs – 23 Haziran
Kulca (Dağ Koçu) 23 Haziran – 22 Temmuz
Teke (Erkek Keçi) 23 Temmuz – 22 Ağustos
Baş OOna (Sayga, Bozkır Antilopu) 23 Ağustos – 22 Eylül
Ayak OOna 23 Eylül – 21 Ekim
Toğuzdun Ayı 22 Ekim – 20 Kasım
Cetinin Ayı 21 Kasım – 22 Aralık
Beştin ayı 23 Aralık – 19 Ocak
Üçtün ayı 20 Ocak – 20 Şubat
Birdin ayı 21 Şubat – 20 Mart

Örnek olarak verdiğim On İki Hayvanlı Takvim ile ilgili de şöyle bir alıntı yapmak istiyorum:

Bir zamanlar on iki hayvan bir araya toplanarak yıl hesabını yapmak istemişlerdir ve her yıla bir hayvanın ismini koymaya karar vermişlerdir. Böylece müçöl (On iki hayvanlı takvimin 12 yılda döngüsünü tamamlaması) denilen on iki hayvan isimli Türk takvimi 1 ortaya çıkmıştır. Ancak her hayvan bu takvimin başında kendi isminin olmasını istemiştir. O zaman demişlerdir ki; “Kim ilk olarak güneşin doğduğunu görürse, o birinci olacak.” Tanın ağarmasını beklemeye başlamışlar. Deve kendisinin başka hayvanlara göre daha yüksekte olduğunu ve takvimin başında olacağını düşünmüştür. Ancak sıçan gizlice onun başı üzerine çıkmıştır. Bu yüzden o güneşin doğduğunu ilk olarak görmüştür. Bundan dolayı sıçan takvimdeki ilk sıraya oturmuştur. Kendi boyuna güvenen deve ilk on iki içine girememiştir.” 2 B. U. Urstanbekov, T. K. Çoroev, Kırgız Tarihi

Takvimin Tarihçesi

Tarihin her döneminde zamanı belirli modeller üzerine oturtma çalışmalarına dair izlere rastlanmaktadır. İlkel kabilelerden günümüz modern toplumuna değin belirli ihtiyaçların uyum içerisinde karşılanabilmesi için gereken ve temelinde zamanın yorumlanması olarak ifade edilebilecek bu modellerin izlerine ilk olarak Neolitik Çağ’da, ilk kaydedilen takvimlereyse Antik Yakın Doğu, Mısır ve Sümer takvimlerinin yazım gelişimine bağlı olarak Tunç Çağı’nda rastlanmaktadır. Eski Yakın Doğu’nun takvim sistemleri Babil takvimlerine, kamerî Ay’ı, yani birbirini izleyen iki dolunay arasındaki 29.5 günlük dönemi temel alır. Bu döngüye göre 365.24199 gün olarak gözlemlenen ortalama güneş yılından daha kısa, 354 günlük bir Ay yılı (kamerî yıl) ortaya çıkmaktadır.

Antik Mısır Takvimi

Antik Mısır Takvimi

Antik Mısır’da önemli bir yeri olan Nil Nehri’nin etkilerini dönemin kullanılan takvimlerinde görmek mümkündür. Kullanılan takvimlerden en eskisi “Sopdet” (Sirius) adlı bir yıldıza göre oluşturulmuştur. Sopdet’in ufuk çizgisinde her yıl aynı zamanda kaybolduğunu ve bundan 70 gün sonra tam gün doğumundan hemen önce yeniden ortaya çıktığını, gün doğumundan hemen önce parladığını fark etmişler ve yaşamlarını buna göre organize etmişlerdir. Bu gün Akhet’in ilk aynın birinci gününü, yılbaşını temsil etmektedir. Mayalar da zaman kaydı tutmakla ilgilenmişler ancak takvimlerini yıllık bir dönemle ilişkilendirmek yerine hem geçmişe hem de geleceğe yönelik bir model kurmuşlardır. Kolomb öncesi Mezoamerika’da (15. ve 16. yy’da İspanyollarca sömürgeleştirilmeden önceki dönem) ve dağlık Guatemala ile Veracruz, Oaxaca ve Chiapas, Meksika’daki birçok çağdaş topluluk tarafından kullanılan bu sistemde her bir yıl her biri 20 günlük 18 aydan oluşmaktadır.

Modern takvimlerin temellerineyse 8.yy.’da rastlanmaktadır. Bu takvimler MÖ 46 yılında Jül Sezar tarafından kullanıma sokulan, son şeklini MS 8 civarında imparator Agustus döneminde alan Jülyen takvimi batı dünyasında 16. yüzyıla kadar kullanılmıştır. Temmuz ayının karşılığı olan July buradan gelmektedir. MÖ 8. yılda Augustus Jülyen takvimindeki kaymayı düzelterek Jül Sezar gibi takvimde değişiklik yaptığı için ağustos ayının adını değiştirip kendi ismi olan Augustus’u vermiştir.

Halk Takvimi Nedir?

Gözleme dayalı takvim ve kocakarı takvimi olarak da isimlendirilen halk takvimi ve sayılı günler, ilgili toplumun hafızasını yansıtmasının yanı sıra, deneyimleri ve edinimleri konusunda da bizlere fikir veren önemli bilgiler barındırabilmektedirler. Bir topluluğun geçmiş zamana dair tecrübelerini günümüze aktaran halk takvimi coğrafyaya ve insan meşguliyetlerine göre farklılıklar gösterebilmektedirler. Hayvancılıkla uğraşan toplumların tarımla uğraşanlardan farklı tecrübelerle şekillendirdikleri bu zaman modelleri bulundukları coğrafyadan, diğer toplumlarla olan ilişkilerinden de etkilenebilmektedirler. Çünkü halk takvimleri oluştukları doğal ve kültürel ortamın ürünüdürler. Örneğin, Trabzon yöresinde karşılaşılan halk takviminde hafta, en yakın pazarın kurulduğu günden başlamaktadır 3.

Zamanın, mülkün, dinlerin değişmesi mümkündür. Ancak, heyet ilmi ve riyaziye değişmez. Uluğ Bey

Halk takviminde gün, hafta ve aylar yöresel olarak farklı şekillerde adlandırılabilmektedir. Trabzon’da haftanın başladığı pazar günü gibi, Nallıdere Köyü’nde (Ankara, Nallıhan ilçesine bağlı köy) de günler pazar kurulan güne göre isimler almaktadır. Pazar gününe Dere günü, Pazartesi gününe Han günü, Salı gününe de Pazar ertesi denilmektedir. Günlerin dışında ayların adlandırılmasına örnek olarak Şubat ayının diğer aylardan kısa olması dolayısıyla “Gücük (küçük)” olarak adlandırılması gösterilebilir. Koç katımının yapıldığı aya Koç Ayı, kirazların yetiştiği aya Kiraz ayı, ekinlerin biçme işinin yapıldığı aya Orak ayı denmektedir. Genellikle günlük yaşam, uğraşlar ve üretim (ekim, balıkçılık, çiftçilik vb.) ile ilişkili olarak ayların isimlendirildiği halk takvimlerinde yılın ilk ayı Mart’tır. Genelde aylar, mart, abrul (nisan), mayıs, kiraz (Haziran), orak (Temmuz), ağustos (harman), üzüm (Eylül), gazel-avara (Ekim), koç-koç katımı (Kasım), karakış (Aralık), zemheri (Ocak), gücük (Şubat) şeklinde sıralanır ve isimlendirilir. Örnek olarak aşağıda yer alan, Artova Yöresi’ne dair yapılan bir araştırmanın çıktısı olan tabloyu inceleyebilirsiniz.

Miladî Takvime Göre Aylar Artova Yöresinde Halk Takviminde Karşılığı Miladî Takvime Göre Tarih Aralığı Yörede Bu Zaman Dilimindeki Sayılı Günler Yöre Halkına Göre Dönermin Özelliği
Ocak Zemheri Doksankış 14 Ocak-13 Şubat Kışın en sert geçtiği dönem, yılın en soğuk olduğu ay, sıcaklık oldukça düşüktür, ayaz ve don olayları görülür.
Şubat Gücük, Güzih 14 Şubat-13 Mart Cemre Fazla miktarda kar yağar, “Gücük devenin guyruğuna çıkarur”. Kış bitince artık hava yavaş yavaş ısınır. Cemre 7 gün arayla bu dönemde düşer.
Mart Mart 14 Mart-13 Nisan Kocakarı Soğukları, Mart Dokuzu Miladî takvime göre 13 Mart’ta başlayıp dokuz gün sürer. Soğuklar tekrarlanırsa Mart dokuzunun 2. dönemi ve 3. dönemi yaşanabilir. Mart dokuzundan sonra karlar erir.
Nisan Abrul 14 Nisan-13 Mayıs Abrul beşi Miladî takvime göre Nisan ayının 18’i hava soğuk ve yağışlı olur. “Sakın abrulun beşinden öküzü ayırır eşinden”
Mayıs Mayıs 14 Mayıs-13 Haziran Hıdırellez, Mayıs Yedisi, Otluk zamanı Mayıs ayının 20’si Hıdırellez, baharın müjdecisidir.
Haziran Kiraz 14 Haziran-13 Temmuz Gündönümü, Ülker Doğumu Miladî takvime göre Haziran’ın 22’sinden sonra artık gündüzler kısalmaya başlar. Gündöndü yaz gündöndü kış derler. Otlar artık kurumaya başlar, çobanlar oğlağı bu tarihten sonra keşiden keser. Çünkü süt ağır gelmeye başlar. Ekinler biçilecek olur. “Ülker doğumunda hayvanlar gün doğarken güneşe bakarlarsa gözleri kör olur”
Temmuz Orak 14 Temmuz-13 Ağustos Hasat yapılan dönemdir.
Ağustos Harman 14 Ağustos-13 Eylül Harman dönemidir. Buğday ve arpanın tane haline getirildiği dönem.
Eylül Eylül 14 Eylül-13 Ekim
Ekim Ekim 14 Ekim-13 Kasım Koç karı Kışın ilk karı yağar, 1-2 gün kar yağışından sonra hava günlük güneşlik olur.
Kasım Songüz 14 Kasım-13 Aralık Pastırma yazı Koç karından kışa kadar sürecek olan sıcak dönem.
Aralık Karakış Doksankış 14 Aralık-13 Ocak Gündönümü Karakışta ekin kesinlikle ekilmez. Soğuk dönemdir. Miladî takvime göre Aralık ayının 21’i Gündönümüdür. Gündöndü yaz gündöndü kış derler.
Kaynak: Artova Yöresinde Halk Takvimi, Mülakat Sonuçları 4

Geçim kaynağı tarım olan yörelerde Ay durumuyla ilgili bilgiler de son derece önem kazanmaktadır. Örneğin, tohum ekerken ayın yeni çıktığı ilk günlerde ekim yapılmaz ve bir süre beklenir. Yine bu isimlendirmelerde hava şartlarına dair bilgilere de rastlanmaktadır. Örneğin, çam kozalağı ve ayva bolluğu (ayva yılı) olduğunda ya da kavak ağaçları yapraklarını tepeden dökmeye başladığında kışın sert ve uzun geçeceği söylenir. Ek olarak, keçiler kuyruğunu kaldırdığında ya da koyunlar yüzünü kıbleye karşı dönerek yattığında bu kısa süre içinde yağmurun yağacağı anlamı çıkarılabilir.

Kardelen Çiçeği

Kardelen (Dağ Fulyası)

Yine halk takvimi yörenin alışkanlıklarında da etkindir. Sürü sahipleri tarafından hıdrellez (6 Mayıs) günü tutulan çobanlar, güzün 8 Kasımda görevlerini tamamlarlar. Kasım doksan (5 Şubat) toprağın canlanmaya başladığı dönem olarak belirlenmiştir. Kasım yüz (15 Şubat)’de toprak kazıp havalandırılır ve saban sürülür. Nevruz’da ise arpa ekimi yapılır. Kasım yüz ellide (5-6 Nisan) yaz başlar.

Resmi Takvim Ahıska Türklerinin Halk Takvimi 5
Ocak Zemheri
Şubat Gücük veya Gücükay
Mart Mart
Nisan Abrel
Mayıs May
Haziran Kirazay
Temmuz Orağay veya Biçin
Ağustos Harmanay
Eylül Bögrümay
Ekim Şarabay
Kasım Koçay
Aralık Karakış

Dönemsel ifadelere, yöresel değişkenlere göre bağlı isimlendirmelerin yanı sıra halk takvimi içerisinde Zemheri, Hamsin, Erbain, Cemre, Mart Dokuzu, Karakış, Kocakarı Soğukları, Kırkikindi, Hıdrellez, Ekim Zamanı, Hasat Zamanı, Kuşluk Zamanı, İmbat, Sam Yeli, Pastırma Yazı gibi ortak kavramlara da sıklıkla rastlanabilmektedir.

Kasım Günleri

Halk takviminde yıl, Kasım günleri ve Hızır günleri olarak ikiye ayrılır. Kasım günleri, kış dönemini ifade eder ve 8 Kasım’da başlayıp Hıdrelleze (5 Mayıs akşamına) kadar sürer. Kasım-Zemheri-Hamsin aylarını kapsar.

Erbain

Kasım’ın 46’sında, 21 Aralık-31 Ocak arası Arap’ça 40 gün anlamına gelen “erbain” olarak ifade edilir.

Hamsin

Erbain’den sonra, Kasım’ın 86’sında Arapça 50 gün anlamına gelen “hamsin” başlar.

Zemheri

21 Aralıktan 31 Ocak’a kadar olan soğuk karakış günleridir. ABD’nin kuzeydoğusunda Ocak ayının son haftalarında her yıl tekrarlanan, ocak erimesi olarak isimlendirilen dönem don olayının sona ermesini, kar veya buzun erimesini ifade eder.

Cemre

İlkbahardan önce 7 gün arayla önce havaya, sonra suya ve son olarak da toprağa düştüğüne inanılır. Arapça bir tane ateşkoru 6 anlamına gelir. İlk olarak Kasım’ın 105’inde, 7 Şubat’ta hava ısınmaya başlar. Havanın ardından Kasımın 112’sinde, 14 Şubat’ta su ve son olarak Kasımın 119’unda, 21 Şubat tarihinde de toprak ısınır. Cemreler havaların ısınmaya başladığının ve kışın soğuk günlerinin geride kaldığının habercisidir.

Kocakarı Soğukları

Şubat ayının son dört günü ile Mart ayının ilk üç gününü kapsayan soğuklardır. Eyyam-ı husum ve berd-el acuz olarak da isimlendirilir. Berd-el acuz ifadesindeki “berd” kelimesinin arapçada soğuk, “acuz” kelimesininse kuyruk (omurgamızdaki kuyruk sokumu dediğimiz son kemiği), sağrı anlamındaki acz’den geldiği düşünülmektedir. Kocakarı soğuklarının sürdüğü 7 günün her biri ilk günden başlayarak Sın, Sinnaber, Vabır, Amir, Mutemir, Muallel, Matfiyülcemer olarak isimlendirilmektedir.

Nevruz

21 Mart (Martın dokuzu) ilkbaharın başlangıcı kabul edilir ve törenlerle kutlanır.

Nevruz Çiçeği

Nevruz Çiçeği (Yabani Arslanağzı)

Hızır Günleri

Hızır günleri, 6 Mayıs’ta başlayıp 7 Kasım akşamına kadar sürer ve yaz dönemini belirtir. 5 Mayıs akşamı başlayıp 6 Mayıs günü de süren geleneksel bahar şenliği Hıdrellez günü olarak kutlanır. Hıdırellez günü, Hızır’ın evleri ziyaret edeceğine ve sıkıntıda olanlara yardım edeceğine, dilekleri yerine getireceğine inanılmaktadır. Bu nedenle önce gün herkes evinin etrafını ve bahçesini temizler. Güne erken başlanır temiz kıyafetler giyilir. Bu inançla Anadolu’da kilitli yerler açık bırakılır. Bazı yörelerde hıdırellez gecesi göüün açılacağına inanılır ve yaşlı kadınlar göğün açıldığını görmek için uyumazlar. Ayrıca, genç kızlar da yatmadan dilek tutar, başörtülerinin üzerine gül yaprağı serperler 7.

Kaynakça nedir?
  1. 12 Hayvanlı Türk Takvimi, Zamana ve İnsana Hükmetmek, Yard. Doç. Dr. Nergis Biraz, Pamukkale Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, 2009
  2. B. U. Urstanbekov, T. K. Çoroev, Kırgız Tarihi, Kırgızpoligraf Yayınları, Frunze 1990, s. 99-100.
  3. Trabzon Yöresinde Zaman, Halk Takvimi ve Sayılı Günler, Zeitschrift für die Welt der Türken, Necati Demir
  4. Artova Yöresinde (Tokat) Yerel İklim Bilgisi ve Halk Takvimi, İhsan Bulut, Eren Yürüdür, Hasan Kazancı, Türk Coğrafya Dergisi, Sayı 61-21:30
  5. Ahıska Türklerinin Halk Takvimi Üzerine, Minara Aliyeva
  6. Cemre Düşmesiyle İlgili İnanç ve Uygulamalar, Arş. Gör. Zehra Hamarat, Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt:2, Sayı: 3, 165-200
  7. Anadolu’daki Hıdırellez Kutlamalarına Dair İnanmalar, Ritüeller, Yasaklar ve Yaptırımlar. Yard. Doç. Dr. Fatma Ahsen Turan, Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
  8. Türk Dünyasında Kronolojik Sistemler, Prof. Dr. Ünver Günay, Erciyes Üniversitesi
Hey! Bir dakika!

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?


Kayıt Ol!

Etiketler

Yorumlar

Yazıyla ilgili düzenleme gönder!

Neden Yoldan Çıktım?

Neden Yoldan Çıktım?
Ekoyurttaş. Yazar, çizer, yürür-gezer, bisikletle ulaşır. Daha az tüketmenin, tüketmekten çok üretmenin, dönüştürmenin yollarını arar, paylaşır.

Sonraki Yazı

Aktüel

Tohum Nedir?

İstanbul’da 1 kilometrekarelik alan içerisinde 2786 kişi (İstanbul, Türkiye İstatistik Kurumu, 2016 verilerine göre) yaşıyor. Durakta...

Önerilen Yazılar